Victor Hugo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Victor Hugo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Fransız Edebiyatı

MONTAIGNE
ü     Deneme türünün babası sayılır.
ü     Özgür düşüncenin savunucusu olmuştur.
ü     Rönesans edebiyatının en önemli temsilcisidir.
ü     En önemli eseri: DENEMELER’DİR
CORNEILLE
ü Fransız tragedyasının babası sayılır.      
ü    Le Cid, Horace, Cinna, Polyeucte en önemli eserleridir.

RACINE
ü    Klasisizm akımının öncülerindendir.
ü     Andromague, İphigenle, Phedre en önemli eserleri sayılır.
ü  Tragedyaları ünlüdür.(Adları bir önceki maddede yazılır)

MOLİERE
ü  Dünyanın en önemli komedi yazarlarındandır.
ü  İnsanın gülünç yönlerini ortaya koymaya çalışmışlardır.
ü  En önemli eserleri: Gülünç Kibarlar, Kadınlar Mektebi, Kocalar Mektep, Zorla Evlenme, Cimri Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası.

LA FONTAİNE
ü  Fabl türünün en önemli temsilcisidir.
ü  En önemli eseri: Fabl’lar (masallar) dır dır.


VİCTOR HUGO
ü   Dünyanın en büyük romancılarındandır.
ü  Şiir, dram, roman türlerinde eser vermiştir.
ü En önemli eserleri: Sefiller, Notre Dame Kamburu, Kral Eğleniyor, Hernani, Sonbahar Yaprakları

BALZAC

ü Dünyanın en büyük romancılarındandır.   
ü   Realizmin kurucularındandır.
ü Toplumun her katmanından kişileri eserlerinde işlemiştir.
ü   İnsanlık Komedyası adlı bir eserde bütün romanlarını toplamıştır. Bazılarını sonradan ayırmıştır.
ü En önemli romanları: Eugenie Grandet, Goriot Baba, Vadideki Zambak’tır.

STENDAL
ü   Süssüz bir dil kullanmıştır.
ü  Realist bir yazardır.
ü  En önemli eserleri: Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı

FLAUBERT
ü  Realizmin en önemli temsilcilerindendir
ü  Kuvvetli bir üslubu vardır.
ü En önemli eserleri: Madam Bovary, Salambo, Duygusal Eğitim

MAUPASSANT

ü  Hikâye dalında kendine ait bir tarz oluşturmuştur.
ü  En önemli eserleri: Tombalak, Ayışığı, Bir Hayat, Güzel Dost, Ölüm Gibi Kuvvetli, Kalbimiz


BOUDELAİRE
ü  Şiirlerinde kusursuz bir biçim sunmuştur.
ü  En önemli eseri: Kötülük Çiçekleri adlı eserdir.

6 Mayıs 2010 Perşembe

Romantizm

ROMANTİZM (COŞUMCULUK)

1830’lu yıllarda klasisizme tepki olarak doğmuştur. Victor Hugo’nun “Hernani” adlı oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya ulaşmıştır. 1789’da fransız İhtilali’yle birlikte derebeylik ve aristokrasi çökmüş; yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak romantizm, yeni duygu, düşünce ve idealleri anlatmayı amaçlamış, sanatın ve sanatçının kurallardan kurtulup özgürleşmesini savunmuştur.

Avrupa’da o zamana kadar süregelen Latin ve Yunan hayranlğı yerini Shakespeare, Goethe ve Schiller hayranlığına bırakmıştır.

Klasik öğretinin bütün kuralları yıkılmış, Latin ve Yunan edebiyatları yerine Hristiyanlık mucizeleri, milli efsanler işlenmiş; konular ya tarihten ya da günlük olaylardan çıkarılmıştır. Tabiat manzaralarının, yerli ve yabancı törelerin betimlenmesine geniş yer verilmiş, insan psikolojisinin soyut olarak incelenmesi bırakılarak, insanlar çevrelerinde incelenmiş, insanın islâhından önce toplumun ıslâhı amacı ön plana alınmıştır. Klasik edebiyatın akıl ve sağduyuya önem vermesine karşılık, romantizmde hayal ve fanteziye geniş yer verilmiştir. Yazarlar eserlerinde kişiliklerini gizlememişler, olaylar karşısında duygu ve görüşlerini açıkça anlatmışlardır. Romantik şiirde, doğa sevgisi; bireycilik; Ortaçağa, yabancı ülkelere, Doğu’ya hayranlık; toplumsal geleneklere isyan; duygulara, doğaüstü güçlere, rüyalara, ihtiraslara bağlılık dikkat çeker.

Zıtlıkların uyumunu ilke olarak benimseyen romantikler hayatı güzel, çirkin... bütün yönleriyle vermeye çalışırlar.

Klasiklerin önemsediği din duygusuna geniş yer veren romantiklerin kahramanlarının çoğu dindardır.

Din, her şeyin gelip geçici olduğunu söylediği için de kahramanlar , genellikle kuşkulu, üzüntülü ve karamsardırlar.

Edebiyat dilindeki kalıplaşmış kelimeler yerine, günlük konuşma dilini kullanmayı benimseyen romantikler, her sınıftan insanı da eserlerine konu olarak almışlardır.

Genel olanın yerine özeli, tipin yerine gözalıcı olanı seçmişlerdir. Aşk, ölüm, tabiat en belli başlı konular olarak dikkat çeker.

Bu akımda oyun türlerinden dram, edebiyat türlerinden de roman gelişmiştir.

Başlıca temsilcileri:

Victor Hugo (Sefiller. Notre Dame’in Kamburu, Cromwell, Hernani.......)
J.Jack Rousseau (Emile, İtiraflar, Toplum Sözleşmesi)
Goethe (Faust)
Lamartine (Greziella)
A. Dumas Pere (Üç Silahşörler, Monte Kristo Kontu)
A. Dumas Fils (Kamelyalı Kadın)ýý
Alfrede de Musset (şiirleriyle)
Schiller (“Haydutlar” adlı dramı ve denemeleriyle)
Lord Byron (Don Juan, diğer şiirleriyle)
Chateaubrian
Puşkin
Shakespeare
Stendhal (Romantizmden realizme geçmiştir)
Balzac (Romantizmden realizme geçmiştir)

“Romantizm, ağlayan yıldız, inleyen rüzgar, ürperen gece, kendinden geçen çiçektir”.
Musset
“Romanitzm, varlıkların olduklarından başka türlü olmadığına, olmayacağına üzülmektir”.
A. Gide
TÜRK EDEBİYATINDA ROMANTİZM

Tanzimat edebiyatı dönemindeki ürünlerin çoğunluğu romantik akımın etkisiyle kaleme alınmıştır.

Namık Kemal roman ve tiyatrolarıyla
Ahmet Mithat, ilk romanlarıyla
Recaizade Mahmut Ekrem, şiirleriyle
Abdülhak Hamit, tiyatrolarıyla

21 Nisan 2010 Çarşamba

Victor Hugo - Sefiller

Eserin Adı: Sefiller
Yazarı / Çevirmeni: Victor Hugo / Gülten Suveren
Basıldığı Yer: Altın Kitaplar
Sayfa: 190
Eserin Geçtiği Yer ve Zaman: 1815 – 1833 yılları arasında, Fransa’da geçen olaylar anlatılıyor.
Eserin Ana fikri: Olabildiğimiz kadar iyi bir insan olmaya çalışmalıyız. Çünkü bir suç işlediğimiz zaman, o suç ölünceye kadar bizimle birlikte yaşar.
Eserdeki Kişiler:
Jean Valjean, Cozette, Fantine, JavertJean
Valjean:
Önceleri insanları sevmeyen, kendisine yapılan iyiliklere kötülükle karşılık veren, hırsızlık yapmaktan çekinmeyen biriydi. Ancak pazarın kendisine insanca davranması karşısında, adeta kişilik değiştirmiş ve ruhunun derinliklerindeki insanca duyguları meydana getiren son derece dürüst, mert, iyiliksever, merhametli ve namuslu bir insan haline gelmiştir.
Cozette:
Cozette mavi gözlü, çok güzel bir kızdır. Küçük yaşta annesinden ayrılmıştır. Fakat Jean Voljean gibi iyi bir insanın yanında yetiştiği için oldukça şanslı sayılır.
Fantine:
Conzette’nin annesi. Kendisini çocuğuna adamış fedakar bir annedir.
Javert: Jean Valjean’ın peşini bırakmayan polis komiseri. Komiser son derece namuslu, görevini her şeyden üstün tutan, fakat çok katı, acımasız bir insandır. Buna rağmen suçsuz bir insan cezalandırmaktansa, kendi hayatına son verecek kadar mert bir kişidir.
Anlatım Özellikleri:
Romanın genelinde duygusal bölümler ağır basıyor. Bu bölümlerde kişilerin iç ve dış dünyaları, çevre ustalıkla yansıtılmış. Çeviren kısa cümleler kullanmış çoğunlukla. Konuşma kısımlarında değişik fiil kipleri kullanıldığı görülüyor. Kapı dışarı ettiriyordu. İster misiniz? – bilirim. – öğrendim.- oturun… gibi
Eserin Özeti:Jean Valjean küçükken annesi ve babası ölmüştür. Eniştesinin de ölümüyle ablasının ve yedi yeğeninin geçimi üstüne kalır. Yeğenlerini doyurabilmek için bir somun ekmek çalar. Bu olaydan dokuz sene sonra sürgün hayatı yaşar.Hapisten çıktıktan sonra herkes ona kötü gözle bakar. Kimse bir şey vermek, hatta karşılaşmak bile istemez.En sonunda bir papazın evine gelir. Papazın evindeki gümüşleri çalar. Yakalanır. Fakat papaz kendisini affeder. Gümüşlerini ona verir.Daha sonra yaptıklarına pişman olarak, Mösyö Madeleine adı altında gittiği kasabanın zengin olmasını sağlayan Jean Valjean, belediye başkanı olur. Bu arada eşi ölen Fantine adlı bir kadın çalışmak için Mösyö Madeleine’nin fabrikasına gelir. Buraya gelirken kızı Cozette’i, bir hancıyla karısının yanına bırakır. Hancıyla karısı Cozette’e bakmak için yüklü bir para isterler. Bu sırada türlü bahanelerle oldukça para koparırlar. Bunun yanı sıra küçük kıza hiç de iyi bakmazlar. Annesinin verdiği ipekli elbiseleri satıp kendi kızlarının eskilerini giydirirler. Kendi yediklerinin artıklarıyla beslerler. Buna karşılık Fantine kızına para bulabilmek için her şeyini feda eder. Canını dişine takıp çalışır. Sonunda hastalanır. Bu arada Jean Valjean da Mösyö Madeleine ile tanışır.fakat Mösyö Madeleine’nin dürüstlüğü yüzünden gerçek kimliği açıklanır. Fantine ölür. Jean Valjean müebbet sürgüne gönderilir. Sürüleceği yere gemiyle gidecektir.Gemide, geminin ana direğine çıkmış olan bir gemici düşer. Adam düşerken kollarını kaldırır ve bir yelken halatını yakalar. Halat pek incedir. Uzun süre adamı çekemeyecektir. Jean Valjean subaydan izin alıp gemiciyi kurtarır. Ama kendisi denize düşer. Cesedini ararlar ama bulamazlar.Bu arada Jean Valjean ölmemiştir. Ölmeden önce Fantine’e Cozette’i alıp getirmek için söz vermiştir. Bu sözünü Fantine öldükten sonra yerine getirir. Cozetteye’i katı kalpli hancı ve karsının yanından alır.Paris’e gelirler. Fakat Jean Valjean’ı yakalatan polis müfettişi Javert peşlerini bırakmaz.Bir gece Jean Valjean, Cozette’i yanına alıp yola çıkar. Kulübe gibi bir yere rastlar. Burada Belediye Başkanıyken hayatını kurtardığı adam vardır. Adam bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaktadır. Jean Valjean burada Ultime Fauchelevent adı altında bahçıvanlık yaparken Cozette okula gidiyordu. İkisi de çok mutluydu.Zaman ilerliyordu. Yıllar birbiriniz izledi. Cozette artık genç, güzel bir kız olmuştu.Cozette manastır okulunu bitirince Ouest sokağında bir eve taşındılar. Fakat Jean Valjean hala Fauchelevent ismini kullanmaktaydı.Cozette ile Jean Valjean her gün Luxembourg Bahçeleri’nde geziyorlardı. Burada Cozette her gün gördüğü Marius adlı çocuğu sever. Marius da Cozette’i sevmektedir. Jean Valjean bunu fark edince Cozette’i alıp bulundukları yerden daha uzak bir yere taşınır.Marius çok geçmeden Cozette’i bulur. Fakat evlenemeyeceklerini öğrenince, savaşa katılıp orada ölmeye karar verir. Bunu öğrenen Jean Valjean da savaşa katılır. Marius’u kurtarır. Gençler evlenirler.Jean savaş sırasında peşindeki polis müfettişi Javert’in de hayatını kurtarır. Javert bu durum karşısında ne yapacağına karar veremez ve intihar eder.Bir süre sonra Jean, Cozette’in bile bilmediği büyük sırrını Marius’a açar. Marius ondan nefret etmeye başlar. Jean’ı evinde istemez.Jean kısa bir süre içinde orayla ilişkisini keser. Bir sene kadar Cozette’i görmez. Bu bir sene içinde öz kızı kadar çok sevdiği Cozette’i o kadar özler ki; otuz sene yaşamış gibi çöker. Ölüm anı yaklaşır. Bu arada kapı çalınır. Gelenler Marius ile Cozette’dir. Marius hatasını anlamış ve nasıl bir haksızlık yaptığını anlamıştır. Jean, Cozette’i görmekten memnun olur ve yanında huzur içinde ölür.

20 Nisan 2010 Salı

Tiyatro Türleri (Trajedi - Komedi ve Dram)


1) Trajedi (Tragedya)
Hayatın acıklı yönlerini kendine özgü kurallarla sahnede göstermek, ahlak, erdem örneği vermek amacıyla yazılmış manzum (şiir biçiminde) tiyatro yapıtlarıdır.
Klasik trajedinin özellikleri:
• Konular tarihten ve mitolojiden seçilir.
• Kişiler; tanrı, tanrıça ve soylulardır.
• Kötü, bayağı söz ve söyleyişler yoktur.
• Seçkin bir üslupla yazılır.
• Manzum olarak yazılır.
• Kişiler arasındaki dövüşme, yaralama ve öldürme gibi korkunç ve çirkin olaylar sahnede gösterilmez; bu olayları haberciler aktarır.
• Zaman, yer, olay birliğine uyulur. Bir olay, aynı yerde bir günde geçebilecek biçimde düzenlenir. Buna üç birlik kuralı denir. (Olay, zaman ve yer birliği)
• insanoğlunun hırslarını, kavgalarını gösterir; çoğu, felaketli sonuçlara bağlanır.
• Birbiri ardınca süren koro ve diyalog bölümleri vardır.
• Trajedi türünün ilk temsilcileri; Eski Yunan edebiyatı sanatçıları Aiskhylos, Sophokles, Euripides'tir.
• 17. yüzyılda yaşamış olan Fransız edebiyatı sanatçıları Corneille ve Racine de önemli trajedi yazarlarıdır.

2) Komedi (Komedya)
insanların ve olayların gülünç yönlerini ortaya koymak; izleyenleri güldürmek ve düşündürmek amacıyla yazılmış tiyatro yapıtlarıdır.

Klasik komedinin özellikleri:
• Konu, yaşanan hayattan ve günlük olaylardan alınır.
• Kişiler, toplumun her kesiminden olabilir.
• Her türlü söze, şakaya yer verilir.
• Üslupta seçkinlik aranmaz.
• Manzum olarak yazılır.
• Kişilerin öldürme, yaralama gibi her çeşit davranışları sahnede geçebilir.
• Üç birlik kuralına uyulur.
• Birbiri ardınca süren koro ve diyalog bölümleri vardır.
• insanoğlunun eksikliklerini, gülünç biçimde göstererek onu eğitmek amacı güdülür.
• Komedi türünün ilk temsilcisi, Eski Yunan edebiyatı sanatçısı Aristophanes'tir.
• Fransız sanatçı Moliere komedi türünün en ünlü yazarıdır.
• Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk tiyatro yapıtı olan

Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" komedi türündedir.

3) Dram
Hayatı olduğu gibi, bütün acıklı ve gülünç yönleriyle yansıtan, sahnede gösterilmek amacıyla yazılmış tiyatro yapıtlarıdır. Dram, belli kurallara bağlı değildir; önemli olan, dramın gerçeğe uygunluğudur.

Dramın özellikleri:
• Hem acıklı hem gülünç sahneler bulunur.
• Olaylar tarihten ya da günlük yaşamdan alınabilir.
• Yer, zaman, olay birliğine uyma zorunluluğu yoktur.
• Olaylar, çirkin dahi olsa sahnede gösterilir.
• Kişiler hangi kesimden olursa olsun dramda yer alır.
• Şiir ya da düzyazı biçiminde yazılabilir.
• ingiliz sanatçı Shakespeare ve Fransız sanatçı Victor Hugo bu türde başarılı yapıtlar ortaya koymuşlardır.
• Namık Kemal'in "Vatan yahut Silistre" adlı yapıtı dram türünde yazılmıştır.
• Abdülhak Hamit Tarhan da dram türünde birçok yapıt vermiştir.