Namık Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Namık Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2010 Çarşamba

Namık Kemal / Hürriyet Kasidesi


1. Asrın hükümlerinin doğruluk ve samimiyetten sapmış olduğunu görerek, saygınlığımızı koruyarak devlet kapısından çekildik.
2. Kendini insan olarak görenler halka hizmetten bıkmazlar. İnsanlıktan nasibini almış kimseler ezilenlere iyilik yapmaktan vazgeçmezler.
3. Millet bu güne kadar hor görüldüyse, bu ona şanından bir şeyler kaybettirir sanma. Zira cevher yere düşmekle değerinden bir şey kaybetmez.
4. Vücudunun mayasının hamuru, vatan toprağındandır. Bu yüzden o vücut zulüm ve eziyetten toprak olursa üzülmemek gerekir.
5. Zalimlerin dünyadaki yardımcıları alçak kimselerdir. İnsafsız avcıya hizmetten ancak köpekler zevk alır.

6. Hayatın değerini şöhretin güzelliklerinden yüksek görenler, kalıcı bilgiyi geçici zevklere tercih ederler.
7. Halktaki bu uzun hayat arzusu nedendir? İnsan emaneti korumaktan nasıl bir çıkar bekler bilmem.
8. Kendi kendisinden utanmayıp da başkaları tarafından ayıplanmaktan korkanlar, kendini dünyadaki herkesten daha alçak görürler.
9. Anlayışlı, bilgili kimseler için pişmanlıktan ders almak ve daha çok çalışmak, kaderden intikam almak demektir.
10. Başarının yolu, milletin gönül birliğinde durur. Gönül birliği olan kimselerin farklı düşünceleri savunmasındansa en güzel eserler ortaya çıkar.
11. Bir liderin azminin kuvveti dünyayı yönetebilir. Kararlı insanların ayak diremesinden dünya titrer.
12. Kader her bolluğunu her iyiliğini belli bir zaman için saklar. Milletin zayıflığından ve tembelliğinden sakın korkma.
13. Zincire vurulmuş aslanın ayaklarının zayıflığı, aslanın suçu değildir. İnsanlıktan, yardımseverlikten nasibini almamış kader utansın.
14. Işık rütbe sahibi kişilerden uzakta ise çaresizliktendir. Yerde kalmış yeteneklerden talih utansın.
15. Biz Osmanlı ailesinin şerefli soyundanız. Mayamız baştan ayağa hamiyet (şeref, gayret) kanıyla yoğrulmuştur.
16. Biz öyle gayret ve ciddiyet sahibi insanlarız ki, bir aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet çıkardık.
17. Biz gayret meydanında öyle yüce yaradılışlıyız ki, mezar toprağı bize alçaklık toprağından daha iyi gelir.
18. Hürriyet kavgası, korku ateşiyle dolu olsa da ne gam! Mert olan bir can için gayret meydanından kaçar mı?
19. Kahır ejderinin can yakan kemendi celladın olsa da, esaret zincirinden bin kere iyidir.
20. Felek her türlü cefa sebeplerini toplasın gelsin. Eğer millet yolunda çalışmaktan dönersem kahpeyim.
21. Mesleğimde çektiğim zorluklar ve sıkıntılar anılsın. Ki bana göre her biri vezirlikten de sadrazamlıktan da iyidir.
22. Vatan vefasız, alay eden, nazlı bir yare dönüşmüştür. Sadık aşıklarını gurbet kederlerinden ayırmaz.
23. Korkudan ve yalvarmalardan uzağım. Bana göre görevim çıkarlardan, hakkım da hükümetin amaçlarından üstündür.
24. Ey zulüm, kahraman milletle kavgadan sakın. Çünkü zulmün kılıcı şeref kanının ateşinden erir.
25. Zalimlikle işkenceyle hürriyeti yok etmek mümkün değildir. Eğer başarabilirsen çalış ve insanlığın anlayış gücünü ilerilere taşı.
26. Gayret cevheri gönülde, elmas cevherine benzer. Baskının şiddetinden ağırlığın etkisinden ezilmez.
27. Ey hürriyetin yüzü! ne büyülüymüşsün. Esirlikten kurtulduk gerçi, ama bu seferde aşkının esiri olduk.
28. Senin kalbi cezbedecek gücün vardır. Güzelliğini saklama. Yüzün ebediyete kadar ümmetin (milletin) bakışlarından uzak olmasın.
29. Ah geleceğin ümidi! Sen nasıl bir sevgiliymişsin. Dünyayı binlerce eziyetten ve ümitsizlikten kurtaran sensin.
30. Yönetim zamanı senindir. Kararlarını dünyaya uygula. Tanrı seni her türlü afetten korusun.
31. Ey kükreyen aslan! Bu gaflet uykusundan uyan! Senin gezdiğin nazlı çöller, zulüm köpeklerine kaldı!

Namık KEMAL

21 Nisan 2010 Çarşamba

Tanzimat Edebiyatı

ü    Tanzimat Fermanının ilanından sonra bu edebiyatın tohumları serpilmeye başlamıştır.
ü    Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır.
ü    Hak, adalet, özgürlük, vatan kelimeleri b u dönemde ilk defa kullanılmaya başlanmıştır.
ü    Tanzimat edebiyatı kendi arasında ikiye ayrılır.(Birinci-ikinci dönem)
ü     Yazı dilini halkın anlayacağı dile yakınlaştırmaya çalışmışlardır.
ü    Tiyatroyu halkı aydınlatma aracı olarak görmüşlerdir.
ü    Toplumcu bir çizgi tutmaya çalışmışlardır.
ü    Divan edebiyatındaki “bölüm güzelliğine” karşın “konu bütünlüğüne, güzelliğine” önem vermişlerdir.
ü    Tanzimat birinci dönem sanatçıları(Şinasi, N. Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat)  ikinci dönem sanatçılarına göre daha halkçı olmuşlardır.



BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI
ü    Divan edebiyatını eleştirmelerine rağmen onun etkisinden kurtulamamışlardır.
ü    Vatan millet, hak adalet, özgürlük gibi kavramlar ilk defa bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.
ü    Batılı anlamda ilk esereler bu dönemde verilmeye başlanmıştır.
ü    Toplumu bilinçlendirmek için edebiyatı bir araç olarak görmüşlerdir.
ü    Dilin sadeleşmesi gerektiğini söylemişler ancak pek başarılı olamamışlardır bu konuda.
ü    Roman, modern hikâye, tiyatro, gazete, eleştiri, anı bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.
ü    Bu dönemin sanatçıları aynı zamanda devlet adamı sıfatı da taşıyorlardı.
ü    Klasizim(Şinasi, A.Vefik Paşa) romantizm (N. Kemal, A. Mithat) den etkilenmişlerdir.

20 Nisan 2010 Salı

Tiyatro Türleri (Trajedi - Komedi ve Dram)


1) Trajedi (Tragedya)
Hayatın acıklı yönlerini kendine özgü kurallarla sahnede göstermek, ahlak, erdem örneği vermek amacıyla yazılmış manzum (şiir biçiminde) tiyatro yapıtlarıdır.
Klasik trajedinin özellikleri:
• Konular tarihten ve mitolojiden seçilir.
• Kişiler; tanrı, tanrıça ve soylulardır.
• Kötü, bayağı söz ve söyleyişler yoktur.
• Seçkin bir üslupla yazılır.
• Manzum olarak yazılır.
• Kişiler arasındaki dövüşme, yaralama ve öldürme gibi korkunç ve çirkin olaylar sahnede gösterilmez; bu olayları haberciler aktarır.
• Zaman, yer, olay birliğine uyulur. Bir olay, aynı yerde bir günde geçebilecek biçimde düzenlenir. Buna üç birlik kuralı denir. (Olay, zaman ve yer birliği)
• insanoğlunun hırslarını, kavgalarını gösterir; çoğu, felaketli sonuçlara bağlanır.
• Birbiri ardınca süren koro ve diyalog bölümleri vardır.
• Trajedi türünün ilk temsilcileri; Eski Yunan edebiyatı sanatçıları Aiskhylos, Sophokles, Euripides'tir.
• 17. yüzyılda yaşamış olan Fransız edebiyatı sanatçıları Corneille ve Racine de önemli trajedi yazarlarıdır.

2) Komedi (Komedya)
insanların ve olayların gülünç yönlerini ortaya koymak; izleyenleri güldürmek ve düşündürmek amacıyla yazılmış tiyatro yapıtlarıdır.

Klasik komedinin özellikleri:
• Konu, yaşanan hayattan ve günlük olaylardan alınır.
• Kişiler, toplumun her kesiminden olabilir.
• Her türlü söze, şakaya yer verilir.
• Üslupta seçkinlik aranmaz.
• Manzum olarak yazılır.
• Kişilerin öldürme, yaralama gibi her çeşit davranışları sahnede geçebilir.
• Üç birlik kuralına uyulur.
• Birbiri ardınca süren koro ve diyalog bölümleri vardır.
• insanoğlunun eksikliklerini, gülünç biçimde göstererek onu eğitmek amacı güdülür.
• Komedi türünün ilk temsilcisi, Eski Yunan edebiyatı sanatçısı Aristophanes'tir.
• Fransız sanatçı Moliere komedi türünün en ünlü yazarıdır.
• Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk tiyatro yapıtı olan

Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" komedi türündedir.

3) Dram
Hayatı olduğu gibi, bütün acıklı ve gülünç yönleriyle yansıtan, sahnede gösterilmek amacıyla yazılmış tiyatro yapıtlarıdır. Dram, belli kurallara bağlı değildir; önemli olan, dramın gerçeğe uygunluğudur.

Dramın özellikleri:
• Hem acıklı hem gülünç sahneler bulunur.
• Olaylar tarihten ya da günlük yaşamdan alınabilir.
• Yer, zaman, olay birliğine uyma zorunluluğu yoktur.
• Olaylar, çirkin dahi olsa sahnede gösterilir.
• Kişiler hangi kesimden olursa olsun dramda yer alır.
• Şiir ya da düzyazı biçiminde yazılabilir.
• ingiliz sanatçı Shakespeare ve Fransız sanatçı Victor Hugo bu türde başarılı yapıtlar ortaya koymuşlardır.
• Namık Kemal'in "Vatan yahut Silistre" adlı yapıtı dram türünde yazılmıştır.
• Abdülhak Hamit Tarhan da dram türünde birçok yapıt vermiştir.

19 Nisan 2010 Pazartesi

BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI

ŞİNASİ   (1826–1871)
ü    Edebiyatımıza birçok yeniliğin yerleşmesini sağlamıştır.
ü    Asıl adı İbrahim’dir.
ü    İlk tiyatro, ilk şiir çevirisi, ilk özel gazete, ilk makale, ilk noktalama işaretini kullanan kişidir.
ü    Halk için sanat görüşünü benimsemiştir.
ü    İlk tiyatro eserimizi: ŞAİR EVLENMESİ ni yazdı.
ü    İlk makaleyi yazdı: TERCÜMAN-I AHVAL MUKADDİMESİ
ü    İlk özel gazetesi çıkardı: TERCÜMAN- I AHVAL
ü    Eserleri: Durub u Emsalı Osmaniyye (Osmanlı Atasözleri Kitabı)
                      Tercüme i Manzume (Çeviriler)
                       Müntehabat –ı Eşar(şiirleri)
                      Divan-ı Şinasi
                       Tasvir i Efkâr

NAMIK KEMAL (1840–1888)

ü    Vatan şairimizdir.
ü    Toplumcu bir sanat çizgisindedir.
ü    Vatan, millet, özgürlük kelimelerini edebiyatta ilk kullanan kişidir.
ü    Tiyatroları oldukça ses getirmiştir. Tiyatroyu bir eğlence ve halkı bilinçlendirme aracı olarak görmüştür.
ü    Romantizmin etkisindedir.
ü    Eserleri: ilk tarihi romanımız; CEZMİ
                     İlk edebi romanımız ;İNTİBAH
                    Tiyatroları : Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Gülnihal, Kara Bela,Celalettin Harzermşah
                   Eleştiri eserleri: Renan Müdafenamesi, Tahrb-i Harabat (Ziya Paşa’ya karşı)
                                              İrfan Paşa’ya Mektup, Takip
                  Diğer eserleri: Kanije, Silistre Muhasarası, Osmanlı Tarihi, Büyük İslam Tarihi, Evrak-ı Perişan

ZİYA PAŞA (1825–1880)

ü    İlk edebiyat tarihi taslağı sayılan “Harabat”eserini yazmıştır.
ü    Halk şiirinin ve dilinin gerçek edebiyatımız olduğunu belirten “Şiir ve İnşa”adlı makalesini yazmasına rağmen kendisi böyle davranmamıştır.
ü    Biçimce eski içerikçe yeni olmaya gayret göstermiştir.
ü    Terkib-i bent, terci i bent’leri meşhurdur.
ü    Bir çok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılmıştır.
ü    Eserleri: Zafername, Harabat, Eş’ar-ı Ziya, Defter-i Amal, Terkib-i Bent, Terci-i Bent

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844–1912)

ü       Halk için roman geleneğini benimsemiştir.
ü       Halkın anlayacağı bir dilde ve onları ilgilendiren konularda eserler vermiştir.
ü       İlk hikâye örneklerimizden biri sayılan :”Letaif-i Rivayet”i yazmıştır.
ü       Romantizmden etkilenmiştir.
ü       Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Falatun Bey ve Rakım Efendi, Yer Yüzünde Bir Melek, Henüz On Yedi Yaşında.

ŞEMSETTİN SAMİ ( 1850–1904 )

ü          Devrinin en büyük dil bilgini sayılmıştır.
ü          İlk romanımız olan: Taaşşuk –U Talat ve Fıtnat adlı eseri yazmıştır.
ü          Kamus u Türkî adlı sözlüğü yazmış.
ü          Kamus u Fransevi ve Kamus-ı Alam’ı yazmıştır.


AHMET VEFİK PAŞA (1829-1892)

ü            Tiyatromuzun en büyük kilometre taşı sayılır.
ü            Bursa’da kendi adıyla tiyatro kurmuştur.
ü            Halkın tiyatroyu sevmesi için özellikle Moliere’den çeviriler yapmıştır.
ü            İnfiali Aşk, Dudu Kuşlar, Zor Nikâh, Zoraki Tabip, Kadınlar Mektebi ,Şecere-i Türk eserlerinden bazılarıdır.