Şinasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şinasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2010 Perşembe

Klasisizm

KLASİSİZM

17. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan bir akımdır. BOILEAU bu akımın kurucusu olarak kabul edilir. Klasikler Eski Yunan ve Latin edebiyatını bilgi ve esin kaynağı olarak benimsemişlerdir. Temel olarak şu ilkelere dayanır:

Sanat, “insan tabiatına” önem vermeli ona sevgi ve saygı duymalıdır. Klasik bir eser “akıl” ve “sağduyu”ya dayanmalıdır. Eser, “dil”, “anlatım” ve “şekil” de en olguna varmaya çalışmalıdır.

Klasikler, insanların her zaman, her yerde, her toplumda aynı duygu ve düşüncede olduklarını kabul ederler. Onun için eserlerinde değişmez tipler yaratırlar. Klasisizmde fiziksel ve sosyal çevre önemli değildir; çünkü bunlar değişkendir.

Bu akımda, sanatta mükemmeli bulmak esastır. Mükemmeli bulmak ise konunun seçilişinde değil, onun ele alınıp anlatılışındadır. Onun için anadili en güzel biçimde kullanmak da esas olmalıdır. Böylece klasikler günlük konuşma dilinden farklı kitabi bir dil kullanmışlardır.

Sanatta sıkı kuralların bulunması ve sanatçıların bunlara uyması gerektiğine inanan klasikler, “üç birlik” kuralının doğmasına neden olmuşlardır (Yer, zaman ve eylem birliği)

Eserlerinin kahramanlarını hep soylu tabakadan seçen klasikler, eserlerinde kaba ve çirkin sözlere de yer vermezler. “Ahlaka uygunluk” ilkesine sıkı sıkıya bağlıdırlar.

Yapıtlarının etkileyici olmasını , hoşa gitmesini, tarih biliminden ayrılabilmesini ve din dışı konulara eğilmesini temel ilke olarak kabul etmişlerdir.

Edebiyat türü olarak daha çok tiyatroyu, tiyatro türü olarak da trajedi ve komediyi benimsemişlerdir.

Başlıca temsilcileri:

Boileau (şiir)
La Fontaine (fabl)
Racine, Corneille (trajedi)
Moliere (komedi)
Madame de La Fayette (roman)
La Bruyere (karakterleriyle)
Bossuet (hitabet)


“Klasisizm, geçici rağbeti değil, sürekli rağbeti arar”. Andre Gide.

TÜRK EDEBİYATINDA KLASİSİZM

Türk edebiyatı Batı’ya açıldığında klasisizm dönemini tamamlamıştır. Bu nedenle edebiyatımızda klasisizmin önemli bir etkisi olmamıştır.

Şinasi’nin “Şair Evlenmesi”adlı komedisi, La Fontaine’den yaptığı çeviriler ve Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere’den çevirileri, bu anlayışın ürünleri olarak sıralanabilir.

21 Nisan 2010 Çarşamba

Tanzimat Edebiyatı

ü    Tanzimat Fermanının ilanından sonra bu edebiyatın tohumları serpilmeye başlamıştır.
ü    Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır.
ü    Hak, adalet, özgürlük, vatan kelimeleri b u dönemde ilk defa kullanılmaya başlanmıştır.
ü    Tanzimat edebiyatı kendi arasında ikiye ayrılır.(Birinci-ikinci dönem)
ü     Yazı dilini halkın anlayacağı dile yakınlaştırmaya çalışmışlardır.
ü    Tiyatroyu halkı aydınlatma aracı olarak görmüşlerdir.
ü    Toplumcu bir çizgi tutmaya çalışmışlardır.
ü    Divan edebiyatındaki “bölüm güzelliğine” karşın “konu bütünlüğüne, güzelliğine” önem vermişlerdir.
ü    Tanzimat birinci dönem sanatçıları(Şinasi, N. Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat)  ikinci dönem sanatçılarına göre daha halkçı olmuşlardır.



BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI
ü    Divan edebiyatını eleştirmelerine rağmen onun etkisinden kurtulamamışlardır.
ü    Vatan millet, hak adalet, özgürlük gibi kavramlar ilk defa bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.
ü    Batılı anlamda ilk esereler bu dönemde verilmeye başlanmıştır.
ü    Toplumu bilinçlendirmek için edebiyatı bir araç olarak görmüşlerdir.
ü    Dilin sadeleşmesi gerektiğini söylemişler ancak pek başarılı olamamışlardır bu konuda.
ü    Roman, modern hikâye, tiyatro, gazete, eleştiri, anı bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.
ü    Bu dönemin sanatçıları aynı zamanda devlet adamı sıfatı da taşıyorlardı.
ü    Klasizim(Şinasi, A.Vefik Paşa) romantizm (N. Kemal, A. Mithat) den etkilenmişlerdir.

19 Nisan 2010 Pazartesi

BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI

ŞİNASİ   (1826–1871)
ü    Edebiyatımıza birçok yeniliğin yerleşmesini sağlamıştır.
ü    Asıl adı İbrahim’dir.
ü    İlk tiyatro, ilk şiir çevirisi, ilk özel gazete, ilk makale, ilk noktalama işaretini kullanan kişidir.
ü    Halk için sanat görüşünü benimsemiştir.
ü    İlk tiyatro eserimizi: ŞAİR EVLENMESİ ni yazdı.
ü    İlk makaleyi yazdı: TERCÜMAN-I AHVAL MUKADDİMESİ
ü    İlk özel gazetesi çıkardı: TERCÜMAN- I AHVAL
ü    Eserleri: Durub u Emsalı Osmaniyye (Osmanlı Atasözleri Kitabı)
                      Tercüme i Manzume (Çeviriler)
                       Müntehabat –ı Eşar(şiirleri)
                      Divan-ı Şinasi
                       Tasvir i Efkâr

NAMIK KEMAL (1840–1888)

ü    Vatan şairimizdir.
ü    Toplumcu bir sanat çizgisindedir.
ü    Vatan, millet, özgürlük kelimelerini edebiyatta ilk kullanan kişidir.
ü    Tiyatroları oldukça ses getirmiştir. Tiyatroyu bir eğlence ve halkı bilinçlendirme aracı olarak görmüştür.
ü    Romantizmin etkisindedir.
ü    Eserleri: ilk tarihi romanımız; CEZMİ
                     İlk edebi romanımız ;İNTİBAH
                    Tiyatroları : Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Gülnihal, Kara Bela,Celalettin Harzermşah
                   Eleştiri eserleri: Renan Müdafenamesi, Tahrb-i Harabat (Ziya Paşa’ya karşı)
                                              İrfan Paşa’ya Mektup, Takip
                  Diğer eserleri: Kanije, Silistre Muhasarası, Osmanlı Tarihi, Büyük İslam Tarihi, Evrak-ı Perişan

ZİYA PAŞA (1825–1880)

ü    İlk edebiyat tarihi taslağı sayılan “Harabat”eserini yazmıştır.
ü    Halk şiirinin ve dilinin gerçek edebiyatımız olduğunu belirten “Şiir ve İnşa”adlı makalesini yazmasına rağmen kendisi böyle davranmamıştır.
ü    Biçimce eski içerikçe yeni olmaya gayret göstermiştir.
ü    Terkib-i bent, terci i bent’leri meşhurdur.
ü    Bir çok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılmıştır.
ü    Eserleri: Zafername, Harabat, Eş’ar-ı Ziya, Defter-i Amal, Terkib-i Bent, Terci-i Bent

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844–1912)

ü       Halk için roman geleneğini benimsemiştir.
ü       Halkın anlayacağı bir dilde ve onları ilgilendiren konularda eserler vermiştir.
ü       İlk hikâye örneklerimizden biri sayılan :”Letaif-i Rivayet”i yazmıştır.
ü       Romantizmden etkilenmiştir.
ü       Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Falatun Bey ve Rakım Efendi, Yer Yüzünde Bir Melek, Henüz On Yedi Yaşında.

ŞEMSETTİN SAMİ ( 1850–1904 )

ü          Devrinin en büyük dil bilgini sayılmıştır.
ü          İlk romanımız olan: Taaşşuk –U Talat ve Fıtnat adlı eseri yazmıştır.
ü          Kamus u Türkî adlı sözlüğü yazmış.
ü          Kamus u Fransevi ve Kamus-ı Alam’ı yazmıştır.


AHMET VEFİK PAŞA (1829-1892)

ü            Tiyatromuzun en büyük kilometre taşı sayılır.
ü            Bursa’da kendi adıyla tiyatro kurmuştur.
ü            Halkın tiyatroyu sevmesi için özellikle Moliere’den çeviriler yapmıştır.
ü            İnfiali Aşk, Dudu Kuşlar, Zor Nikâh, Zoraki Tabip, Kadınlar Mektebi ,Şecere-i Türk eserlerinden bazılarıdır.

16 Nisan 2010 Cuma

Tanzimat Edebiyatında Roman, Hikaye, Eleştiri ve Tiyatro

TANZİMAT EDEBİYATINDA ROMAN VE HİKÂYE
ü    Bütün eserler teknik açıdan zayıftırlar.
ü    Duygusal ve acıklı konular işlenmiştir.
ü    Yazarlar olaylara müdahalede bulunmuştur.
ü    Eserlerde karakter oluşturulamamıştır. Genellikle ya iyi ya da kötü özellik taşıyan tipler kullanılmıştır.
ü    İyiler eserlerin sonunda mükâfat alırlar, kötüler de cezalarını alırlar.
ü    Tanzimat ikinci dönemin sanatçıları birinci döneminkilere göre daha başarılı olmuştur.

TANZİMAT EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ
ü    Bu dönemde genellikle “eski- yeni”kavgasına dayanan eleştiriler olmuştur.
ü    N.Kemal’in Ernest Renan’ı eleştiren Renan Müdafaanamesi bu dönemin önemli eserlerindendir.
ü    Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasındaki Demdeme-Zemzeme tartışması da bu dönemin önemli örneklerindendir.
TANZİMAT EDEBİYATINDA TİYATRO
ü    Tiyatro ilk defa bu dönemde görülmeye başlanmıştır.
ü    İlk tiyatro örneği Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir.
ü    İlk dönemin sanatçıları tiyatroyu bir eğitim aracı olarak görmüşlerdir.
ü    İkinci dönemin sanatçıları da tiyatroyu eğlence olarak görmüşler; ancak onların tiyatroları oynanmak için değil okunmak için yazılmışlardır.