Varsağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Varsağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2010 Pazar

Aşık Edebiyatı


ü   İslamiyet'ten önce başlamıştır.
ü   Eskiden “kam,baksı” adı verilen ozonlara bu dönemde “AŞIK”adı verilmiştir.
ü   Âşıklar şiirlerini bağlama adı verilen sazlarla köy köy dolaşıp söylemiştir.
ü   Hece ölçüsü kullanılmıştır.
ü     Dili sadedir.
ü   Nazım birimi dörtlüktür, yarım kafiye kullanılmıştır.
ü   Son dörtlükte şairin mahlası(adı) kullanılır.
ü     Şairler şiirlerini “CÖNK” adı verilen defterde toplarlardı.
ü     Aşk, ölüm, gurbet, ayrılık konuları sıklıkla ilenmiştir.
ü     Coşkulu, lirik bir söylenişi vardır.
ü     Koşma, mani, türkü, semai, varsağı destan gibi biçimleri mevcuttur.
ü     17. yüzyıldan sonra divan edebiyatından etkilenmeye başlamıştır.


                                             KOŞMA

ü     Aşk, ayrılık, gurbet gibi geniş çerçeveli konuların işlendiği bir türdür.
ü     11’li hece ölçüsüyle yazılır.
ü     En az 3 en fazla 6 kıtadan oluşur.
ü     Dili sadedir.
            Kafiye düzeni “abab,cccb,dddb…”şeklindedir.
ü     Son dörtlükte şairin mahlası bulunur.
ü     Koşmanın konularına göre “güzelleme, koçaklama, ağıt, taşlama”adlı türleri vardır.
ü     GÜZELLEME: İnsan ve doğa sevgisinin lirik bir edayla işlendiği koşmalara denir.
ü     KOÇAKLAMA: Savaş, yiğitlik, kahramanlık gibi konuları işleyen koşmalara denir.
ü     AĞIT:  Ölen kişinin arkasından duyulan acının ve onun iyiliklerinin işlendiği koşmadır.
ü     TAŞLAMA: Toplumun veya bireylerin aksayan yönlerini eleştiren koşmalara denir.

VARSAĞI

ü    Toros Dağları ve Adana civarında yaşayan “VARSAK” boylarının söyledikleri türkülere denir.
ü    Kafiye düzeni koşma gibidir.
ü     4+4 şeklinde 8’li ölçüyle söylenir.
ü    “BRE, BEHEY, HEY “ nidaları sıklıkla kullanılmıştır.
ü    En az 3 en fazla 5 dörtlüktür.
SEMAİ

ü   Özel bir ezgiyle söylenen bir türdür.
ü   Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.
ü   4 + 4 =8 ‘li ölçüyle yazılır.
ü   3–5 dörtlükten oluşur.
DESTAN

ü   6+5 ‘li hece ölçüsüyle söylenir.
ü   Halk edebiyatının en uzun nazım biçimidir.
ü   Kendine özgü bir söylenişi vardır.
ü   Kafiye düzeni koşma ile aynıdır.
ü   Ayaklanma, kıtlık, savaş, hastalık gibi toplumsal konular işlendiği gibi bireysel konuların işlendiği destanlar da vardır.
ü   Dörtlük sayısında sınırlama yoktur.



                                    B)         ANONİM TARZI TÜRK HALK EDEBİYATI
ü          Halkın ortak ürünüdür.
ü          Yüzyıllar süren gelişim gösterir.
ü          Hece ölçüsü kullanılmıştır.
ü          Halkın yaşamından otaya çıkmıştır.
ü          Sözlü ürünlerdir, çok sonraları birileri tarafından yazıya geçirilmişlerdir.
ü          Türkü, destan, masal, ninni, bilmece, mani, halk hikâyeleri gibi nazım şekilleri vardır.
TÜRKÜ
ü            Belli bir ezgiyle söylenir.
ü            7,8,11,14 ‘li ölçülerle söylenir.
ü            Hemen her konuda söylenir.
ü            Bölgesel özellik ve ad değişikliğine uğrayabilir.



MANİ
ü               “aaxa” şeklinde kafiyelenir.
ü               4+3 şeklinde ölçüsü vardır.
ü               İlk iki dizesi ayrık yani hazırlık özelliği taşımaktadır. Asıl mesaj üçüncü dizede verilir.
ü               Her konuda söylenebilir.
ü               Düz, cinaslı ve artık mani gibi çeşitleri vardır.

NİNNİ

ü                  Annelerin bebeklerini uyutmak amacıyla belli bir ezgi ile söylediği parçalardır.
ü                  Çocukların psikolojisi üzerinde etkilidir
ü                  Manzum özelliktedirler.

BİLMECE

ü     Çoğunlukla cevabı içinde saklı bulunan ve düşünceyi geliştirmek amacıyla türetilen soru biçimlerine denir.
ü     Güzel vakit geçirmek amacıyla çıkarıldıkları düşünülmektedir.
ü     Manzum – mensur şekilleri vardır.

ATASÖZLERİ

ü     Yüzyıllar süren tecrübeler sonunda ortaya çıkan özlü sözlerdir.
ü     Kelimeleri değiştirilemezler.
ü     Aynı konuda birbiriyle çelişen atasözleri olabilir.

               C)        DİNİ-TASAVVUFİ  (TEKKE)  TÜRK HALK EDEBİYATI

ü  Hem hece hem de aruz ölçüsü kullanılmıştır.
ü  Eserlerde genellikle Allah sevgisi işlenmiştir.
ü  Hem dörtlük hem beyit kullanılmıştır.
ü  Dil halkın kullandığı dil olmakla beraber Arapça-Farsça kelimelerde kullanılmıştır.
ü  Bu eserleri daha iyi anlayabilmek için belli bir dini bilgiye sahip olmak gerekir.
ü  Bu eserlerde dönemin çarpıklıkları da işlenmiştir.
ü  Şairler genellikle dini eğitim almışlardır.
ü  İlahi, nefes, şathiye, nutuk, devriye, hikmet gibi nazım şekilleri vardır.

İLAHİ

ü     Hecenin 7’li-11’li kalıbıyla belli bir ezgiyle söylenen coşkulu şiirlerdir.
ü     Allah’ın aşkı ve O’na kavuşma arzusu işlenir.
ü     Hem hece hem de aruzla yazılan ilahiler vardır.
ü     İlahi’ye Aleviler “Deme”, Bektaşiler “Nefes” Mevleviler “Ayin” adını vermişlerdir.

NUTUK

ü     Tekkede tarikata yeni giren müritlere dinin ve tarikatın esaslarını aktarmak için yazılan şiirlere denir.
ü     11’li hece ölçüsü ile yazılır.


ŞATHİYE

ü                  Dinin bazı inceliklerini alay edermişçesine anlatan şiirlere denir.
ü                  Birçok şair bu şiirlerden dolayı horlanmış hatta öldürülenler de olmuştur.

29 Nisan 2010 Perşembe

Aşık Edebiyatı Nazım Biçimleri

KOŞMA: Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir. Genellikle hece ölçüsünün onbirli (6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır. Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Şair koşmanın son dörtlüğünde adını ya da mahlasını söyler. Uyak düzeni genellikle şöyle olur:
baba – ccca – ddda...

Eğer benim ile gitmek dilersen
Eğlen güzel yaz olsun da gidelim
Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz
Yollar çamu kurusun da gidelim

...... ...... .....

Karac’oğlan der ki buna ne fayda
Hiç rağbet kalmadı yoksula bayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
Onbir ayın birisinde gidelim

DESTAN: Dört dizeli bentlerden oluşan, oldukça uzun bir nazım biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır. Genellikle hece ölçüsünün onbirli kalıbıyla yazılır. Uyak düzeni koşma gibidir.
baba – ccca – ddda

Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler.

Konuları bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi....gibi gruplanadırabiliriz.

Esnaf Destanı
...................................
Nalbant oldum kırdım nalın çoğunu
Bir katır nalladım dinle oyunu
Meğer acemiymiş bilmem huyunu
Çenemi teptirdim nalın sökerken
Manav oldum elma armut tez çürür
Cambaz oldum ip üstünde kim yürür
Kasap oldum her gün gözüm kan görür
Yüreğim bayıldı kana bakaraken

Ben bu sanatları bir bir dolaştım
Tekrar gelip şairliğe bulaştım
Kâmili mürşidin eline düştüm
Tekke-i aşk içre çile çekerken.

SEMÂİ: Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır (4+4 duraklı ya da duraksız). Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle okunur. Uyak düzeni koşma gibidir:
baba – ccca – ddda
Semâilerde daja çok sevgi, doğa, güzellik gibi konular işlenir.

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Dedi gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye
VARSAĞI: Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri türkülerden gelişmiş bir biçimdir. Dörtlük sayısı ve uyak düzeni “Semâi” gibidir. Varsağılar yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin içindeki “bre” “hey” “behey” gibi ünlemlerle sağlanır. Halk edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan’dır.

Bre ağalar bre beyler
Ölmeden bir dem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan bir dem sürelim Karacoğlan