Tevfik Fikret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tevfik Fikret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2010 Pazar

Parnasizm

PARNASİZM

Fransa’da şiir türünde ortaya çıkmış bir akımdır. Şiirdeki gerçekçilik diyebileceğimiz parnasizm, bir anlamda realizmle natüralizmin şiirdeki sentezinden oluşmuştur. 1886’da “Parnas” adlı derginin yayınlanmasıyla ortaya çıkmıştır (Parnas: Mitolojide ilham perilerinin yaşadığına inanılan efsanevi dağın adı).

Parnasyenler şiiri salt biçim olarak görürler. Bu nedenle biçim güzelliğini her şeyin üstünde tutarlar. Yine aynı nedenlerle ölçü ve uyağa çok önem vermişler, ritmi ön plana çıkarmışlardır. Sözcüklerin birarada kullanılmasından doğacak müziği de şiir için gerekli görmüşlerdir. Parnasizm, romantizme tepki olarak doğduğu için bu akımda duygunun yerini düşünceler almış, parnasyenler şiirde ayrıntılı ve nesnel betimlemelere yer vermişler, duygusallığı reddetmişlerdir.

Şiiri, ışık, gölge, renk ve çizgilerle sağlamayı düşünürler.

“Sanat, sanat içindir” görüşünde olan parnasyenler şiirde yarar değil, güzellik ararlar.

Tarihteki mutlu dönemlere duyulan özlem, yabancı ülkelerin manzara ve gelenekleri işlenen konulardır.

Parnasyenler Eski Yunan ve Altin mitolojisine büyük hayranlık duyarlar. Dolayısıyla ele alınan bazı konular klasisizmle benzerlikler taşır.

Başlıca temsilcileri:
Th. Gautier
T.D. Banville
François Coppee
J.Maria de Heredia


TÜRK EDEBİYATINDA PARNASİZM

Bu akımın en belirgin etkileri Tevfik Fikret’te görülür. Kimi yönleriyle Yahya Kemal de bu akımdan izler taşır.

15 Nisan 2010 Perşembe

SERVET-İ FUNUN EDEBİYATI (1896–1901)

EDEBİYATI CEDİDE (YENİ EDEBİYAT)
ü    Recaizade’nin önderliğinde Servet-i Funun Dergisi etrafında toplanan bazı gençler Tevfik Fikret’in derginin başına getirilmesiyle edebi bir topluluk özelliği kazanır.
ü    Sonraları Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Celal Şahin, Ali Ekrem, Halit Ziya’nı katılımıyla genişler.
ü    Devlet yönetiminin baskıcılığını bahane ederek toplumsal konulara eğilmediler.
ü    Fransız edebiyatına aşırı bağlı kaldılar.
ü    Aruz başarıyla ölçüsü kullanılmıştır.(Sadece T. Fikret “Şermin” adlı eserini hece ölçüsüyle yazmıştır.)
ü    Hep uzak ülkelere gitme hayaliyle yaşadılar.
ü    Sanat, sanat içindir ilkesine bağlı kaldılar.
ü     Nazım (şiir) nesre (düz yazı) yaklaştırılmıştır. Konu bütünlüğüne önem verilmiştir.
ü    Batı’dan sone ve terza-rima gibi yeni nazım şekilleri ithal edilmiştir.
ü    Roman dalında Halit Ziya oldukça başarılı eserler vermiştir.
ü    Şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Servet-i Fünun Edebiyatının Sanatçıları

TEVFİK FİKRET(1867-1915)

ü    Kendi akımının ve Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir.
ü    Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamıştır.
ü    Fen, bilim, teknik onun kalemiyle şiirimize girmiştir.
ü    Parnasizm akımından etkilenmiştir.
ü    Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır.
ü    Şermin adlı eserinde hece ölçüsünü kullanmıştır.
ü     Servet-i Funun dan sonra her hangi bir topluluğa katılmamış, bazı sosyal şiirler yazmıştır.
ü    Türk edebiyatında ilk defa İstanbul’u eleştiren şair olmuştur.(SİS şiiri)
ü    Mehmet Akif ile atışmışlardır. Oğlu Amerika'ya okumak için gider; ancak papaz olur.
ü    Eserleri: Rubab-ı ŞİKESTE, Haluk’un Defteri, Rubab-ın Cevabı, Tarih-i Kadim, Doksan Beşe Doğru, Şermin,

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866–1945)

ü          Birçok edebi türde eser vermesine rağmen asıl ününü romanlarda bulmuştur.
ü          Sanatlı bir söyleyişi, iyi bir gözlemciliği vardır.
                                   Romanlarında üst tabakanın hayat özelliklerini işlemesine rağmen hikâyelerinde sıradan insanları işlemiştir.
ü          Realizm ve natüralizmi benimsemiştir.
ü          Eserleri teknik açıdan kuvvetlidir, bu yönüyle romancılığımızın üstadı sayılır.
ü          Şiirleri düz yazıya oldukça yakındır.
ü          Eserleri : Aşk-Memnu, Mai ve Siyah, Kırık Hayatlar, Bir Ölünün Defteri, Aşka Dair,Kâbus, Füruzan…

CENAP ŞAHABETTİN (1870–1934)

ü    Sanat, sanat içindir görüşünü benimsemiştir.
ü    Halk arasında birçok dizesi atasözü gibi kullanılmaktadır.
ü    Dilini süslemiş, kelime oyunları bol, söz sanatları oldukça fazla kullanmıştır.
ü    Şaire göre “şiir kelimelerle resim yapma işidir”.
ü    Eserleri: Hac Yolunda, Evrak-ı Eyyam, Tamat, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Afak-ı Irak Tiryaki Sözler.


MEHMET RAUF (1876–1931)

ü    İlk psikolojik romanımız olan “EYLÜL”ü yazmıştır.
ü    Çok fazla bir edebi kimliği yoktur.
ü    Halit Ziya’nın etkisinde kalmıştır.