Faruk Nafiz Çamlıbel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Faruk Nafiz Çamlıbel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Gençlik

Anlattı erenler : Bir bahar değil,
Âşığın ömründe bin bahar varmış.
Hicranla ağaran bu saçlar değil,
Sevgisiz kalan kalb ihtiyarlarmış...

Sorardım sırrını hiç düşünmeden:
“Bu fânî gönlümün sevinci neden?”
Beni günden güne meğer genç eden
Dâimâ değişen mâcerâlarmış!

Gönlünde kovalar eskiden beri
Sarışın kumralı,kumral esmeri.
Dolmadan boşalmaz birinin yeri.
Gönlümde,anladım,her dem baharmış.

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
(Han Duvarları)

4 Mayıs 2010 Salı

KISKANÇ / Faruk Nafiz Çamlıbel

Sakın bir söz söyleme...Yüzüme bakma sakın!
Sesini duyan olur,sana göz koyan olur.
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın,
Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur...

Dilerim Tanrı’dan ki,sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun,
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
(Han Duvarları)

24 Nisan 2010 Cumartesi

Ali / Faruk Nafiz Çamlıbel

ALİ

Namluna dayanır,yola dalarsın,
Duruşun,bakışın yaman,be Ali!
Boşuna tetiği ne kurcalarsın?
Var daha ateşe zaman,be Ali!

Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin,
Nerdeyse gelecek beklediklerin.
Var iki atımlık canı kederin,
Desene işleri duman,be Ali?

Onu sen büyüt de söğüt boyunca
Kendini ellere versin o gonca!
Sözüme kanmadın bunu duyunca,
Gönlündü gözünü yuman,be Ali!

...Geldiler beklenen çiftler ormana,
Duruyor iki genç,ne hoş,yanyana.
Bir kurşun kadına,bir de çobana,
Çınlasın yıllarca orman,be Ali!

Görünce uzanmış yar kucağına,
Boynunu dolamış zülfü bağına,
Kurşunu kahpeye atacağına
Kendine çevirdin...Aman,be Ali!
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
(Han Duvarları)

At /Faruk Nafiz Çamlıbel

Bin gemle bağlanan yağız at şâha kalkıyor,
Gittikçe yükselen başı Allâha kalkıyor!

Son mâcerâyı dinlememiş varsa anlatın;
Râm etmek isteyenler o mağrûr,asîl atın.

Beyhûdedir,her uzvuna bir halka bulsa da;
Boştur köpüklü ağzına gemler vurulsa da...

Çoştukça böyle sel gibi bağrında hisleri
Bir gün başında kalmayacaktır seyisleri!

Son şanlı mâcerâsını târîhe anlatın :
Zincîr içinde bağlı duran kahraman atın

Gittikçe yükselen başı Allâha kalkıyor;
Asrın baş eğdi sandığı at şâha kalkıyor!

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
(Han Duvarları)

23 Nisan 2010 Cuma

“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebeleri’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.”M. Kemal ATATÜRK



Çanakkale
Övün, ey Çanakkale, cihan durdukça övün!
Ömründe göstermedin bin düşmana bir düğün.
Sen bir büyük milletin savaşa girdiği gün,
Başına yüz milletin üşüştüğü yersin!

Sen savaşa girince mızrakla, okla, yayla,
Karşına çıktı düşman çelikten bir alayla.
Sen topun donanmayla, tüfeğin bataryayla,
Neferin ordularla boy ölçüştüğü yersin!


Nice tüysüz yiğitler yılmadı cenk devinden,
Koştu senin koynuna çıkar çıkmaz evinden,
Sen onların açtığı bayrağın alevinden,
Kaç bayrağın tutuşup yere düştüğü yersin!

Bir destana benziyor senin bugünkü halin,
Okurken duyuyorum sesini ihtilalin.
Övün, ey Çanakkale ki, Sen Mustafa Kemal’in
Yüz milletle yüz yüze ilk görüştüğü yersin!



Dumlupınar İnsanına
Sayende yaşayanlar, bugün sana kul, şehit!
Seni görmeye geldik, kalk, doğrul, meçhul şehit!

Kımıldan, yaklaş bize ve bağrımıza yaslan!
Her yiğitin gönlünde yatar, derler bir arslan,

Hepimizin gönlünde şimdi bir MEHMETÇiK var.
Çok mu bu çoraklara getirmişsek bir bahar?..

Fani vecdi değil bu eskimiş bir masalın.
Sana gökte değecek gibi şimdi her alın,

Tabutunu taşıyor gibi şimdi her omuz,
17 milyon birden alnından öpüyoruz.

Birimizde yok artık gündelik kaygı, çalım...
Mehmetçik, kalk Mehmetçik! Yüzünü tanıyalım.

Kalk, zevkimiz, Türklüğü bir yüzde görmek olsun,
Kalk, Tarih, Tanrı birden dirilsin, gerçek olsun...

Bozkır, herzemankinden alımlı, zorlu, sıcak,
Nerdeyse ruhun tütüp topraklardan çıkacak.

Kimse can vermemiştir zevkini tada tada,
Bu kadar engin, temiz, mukaddes bir maksada.

Bir insanken bütün bir vatan olmak, ölüşün,
Teninden silkindiğin eşsiz sabahı düşün.

Bir topun ağzı ufuk, gülle güneşin adı,
O sabah artık güneş bir ufuktan doğmadı.

Dumlupınar'sız kalan İstiklâl, sakat-yarı,
Dumlupınarlar millet yapacak yığınları.

İstenince yerini doldurmak maksadımız,
Bugün Mehmetçik bizim müşterek soyadımız.

Dumlupınarlar'dayız biz bugün de yarın da,
Yaşayan Mehmetçiğiz dâvanın saflarında.

Sen nasıl ulaştınsa ilk hedef Akdeniz'e,
Ve nasıl getirdinse dünyayı orda bize.

Şehit asker!.. Bizde de aynı hamle, aynı hız,
Sana lâyık bir vatan yapmak dâvâsındayız.
Behçet Kemal ÇAĞLAR

17 Nisan 2010 Cumartesi

Faruk Nafiz Çamlıbel ve Kayseri Lisesi

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL VE KAYSERİ
Cumhuriyet döneminin ünlü şairi Faruk Nafiz Çamlıbel, 1922 yılında Kayseri Lisesinde öğretmenlik yapmıştı. Bu görevi dolayısıyla Ankara’dan Kayseri’ye gelişi sırasında yaşadıkları, hissettikleri, şaire ünlü “Han Duvarları” şiirini yazdırmıştı. Faruk Nafiz Çamlıbel, Kayseri Lisesi’nde 1922-1924 yılları arasında öğretmenlik yapmıştır. Bu süre zarfında yakından tanıma fırsatını bulduğu Kayseri halkını çok sevdiğini, “Benim Namzedliğim” başlıklı şiirinden anlıyoruz.
Benim Namzedliğim
Seçilmek istemem öte beriden
Ayrılsa cismimde kemik deriden
Yine ayrılmam ben Kayseri’den
Bunu böyle bilsin Türk’ün ricali

Olmaz Kayseri’nin hiç vefasızı
Beni tanır cümle kızanı, kızı
Az mı yedim sizin pastırmanızı
Az mı karıştırdım kaymağa balı

İzimi bıraktım karda, karada
Şiir karaladım ara sıra da
iki yıl hocalık ettim orada
Hem de yetiştirdim Behçet Kemal’i

Ünlü şair Behçet Kemal Çağlar, aslen Kayseri’nin Büyük Bürüngüz köyündendir ve 1922-1924 yılları arasında Kayseri Lisesi’nde Faruk Nafiz Çamlıbel’in talebesi olmuştur.Faruk Nafiz Çamlıbel’in Kayseri’ye dair hatıraları çoktur. Bu hatıraları okumak isteyenler, Kayseri Lisesi 100. Yıl Şeref Belgeseline bakabilirler. Biz, Kayseri Lisesi Marşı’nın sözlerini ünlü şairin kaleme aldığını belirtmekle yetinelim.
Kayseri Lisesi’nin nura koşan gençleri
Güzel Anadolu’ya güneşler taşınacak
Bu mefkure oldukça azmimizin rehberi
Cehalet boğulacak, ilm ü fen yaşayacak
Güçlüyüz kuvvetliyiz imanlıyız hepimiz
Yaşasın genç Türkiye, yaşasın mektebimiz.
Faruk Nafiz’in hayatında Kayseri’nin yeri tahminlerin çok ötesinde bir önem arz etmektedir. Faruk Nafiz’in İstanbul’dan yetişmiş bir insan olarak ilk defa “gerçek Anadolu”ya ulaşması Kayseri’deki görevine gelişi sırasında olmuştur. Şairin “Han Duvarları” şiiri, onun sanatında büyük bir aşamadır ve bu şiir, şairin Kayseri’ye yaptığı yolculuğun izlerini taşır.(…)
Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı
Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde
Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık
Bir handa yorgun argın, tatlı bir uykudaydık(…)
Şairin “yorgun argın, tatlı bir uyku uyuduğu han” İncesu İlçemizdeki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kervansarayıdır. Durum böyle olunca Kayseri’nin Faruk Nafiz’i unutması veya bir köşeye atması mümkün değildir. İncesu’da ve Kayseri’de Faruk Nafiz’le ilgili bazı anma programları yapılmalı ve bence Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kervansarayının önüne büyük bir levhaya “Han Duvarları” şiiri yazılarak bu hatıra yaşatılmalıdır. Kayseri Lisesi’nde de her yıl Faruk Nafiz’i anmak için ses getiren büyük etkinlikler planlanmalıdır. İnsanlar, Faruk Nafiz’in bu özelliklerini ve Kayseri ile olan ilgisini unutmamalılar. Faruk Nafiz gibi büyük bir şair ise her zaman hatırlanmalıdır.