Aksiyon-Macera [Yabancı] etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aksiyon-Macera [Yabancı] etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2008 Salı

Ölüm Yarışı


imdb puanı : 6.8/10
Yapım : 2008, ABD
Tür : Aksiyon / Gerilim / Macera
Yönetmen : Paul W.S. Anderson
Senaryo : Paul W.S. Anderson, J.F. Lawton
Oyuncular : Jason Statham, Tyrese Gibson, Ian McShane, Joan Allen, Robin Shou, Max Ryan, Jason Clarke, Natalie Martinez, Robert La Sardo, Janoya Stephens, Ruth Chiang
Yapımcı : Tom Cruise, Paul W.S. Anderson, Jeremy Bolt, Paula Wagner, Roger Corman
Görüntü Yönetmeni : Scott Kevan
Müzik : Paul Haslinger
Dağıtım : UIP Filmcilik
Süre : 1 saat, 45 dk.
Gösterim Tarihi : 17 Ekim 2008

Konusu:Azılı suçlularla tıkabasa dolu bir hapishanenin yöneticileri, cezaevindeki mahkumları birbirleriyle dövüşmeye zorlayarak, bol miktarda para kazanabilecekleri, tüyler ürpertici bir çeşit gladyatör oyunu düzenlemeye karar verirler. Adrenalin yüklü, şiddet arzusuyla yanıp tutuşan mahkumlarsa bir arenaya çıkıp birbirleriyle ölesiye mücadele etmeye dünden hazırdırlar.

Üç şampiyonluk kazanmış otomobil yarışçısı Jensen Ames (Jason Statham), vahşi koşulların hüküm sürdüğü bu dünyada hayatta kalmayı başarma konusunda bir uzman olup çıkmıştır. Eski bir dolandırıcı olan Ames, tam hayatını düzene koyduğunu düşündüğü bir anda işlemediği bir cinayet yüzünden hapse atılmıştır.

Öldürülmesi imkansız olarak kabul edilen mistik sürücü Frankenstein maskesini giymek zorunda bırakılan Ames’ın önüne, Cezaevi’nin despot yöneticisi (Joan Allen) tarafından iki seçenek konulur: Gladyatör oyununa katılırsa özgürlüğüne kavuşabilecek, katılmazsa hücreye kapatılıp orada çürümeye terk edilecektir.

Yüzü metalik bir maskeyle kapatılan Ames üç gün boyunca devam edecek son derece zorlu bir ölüm yarışında hayatta kalmaya çalışır. Bu sürede özgürlüğüne kavuşabilmek için dünyanın en acımasız mahkumlarına karşı ölümüne mücadele etmek zorundadır. Makineli tüfekler, alev makineleri ve el bombası mancınıklarıyla donatılmış bir otomobil kullanan bu çaresiz adam, dünyanın en vahşi sporunu kazanabilmek için önüne çıkan her engeli ve her kişiyi yok etmek zorundadır.






Ölüm Yarışı


imdb puanı : 6.8/10
Yapım : 2008, ABD
Tür : Aksiyon / Gerilim / Macera
Yönetmen : Paul W.S. Anderson
Senaryo : Paul W.S. Anderson, J.F. Lawton
Oyuncular : Jason Statham, Tyrese Gibson, Ian McShane, Joan Allen, Robin Shou, Max Ryan, Jason Clarke, Natalie Martinez, Robert La Sardo, Janoya Stephens, Ruth Chiang
Yapımcı : Tom Cruise, Paul W.S. Anderson, Jeremy Bolt, Paula Wagner, Roger Corman
Görüntü Yönetmeni : Scott Kevan
Müzik : Paul Haslinger
Dağıtım : UIP Filmcilik
Süre : 1 saat, 45 dk.
Gösterim Tarihi : 17 Ekim 2008

Konusu:Azılı suçlularla tıkabasa dolu bir hapishanenin yöneticileri, cezaevindeki mahkumları birbirleriyle dövüşmeye zorlayarak, bol miktarda para kazanabilecekleri, tüyler ürpertici bir çeşit gladyatör oyunu düzenlemeye karar verirler. Adrenalin yüklü, şiddet arzusuyla yanıp tutuşan mahkumlarsa bir arenaya çıkıp birbirleriyle ölesiye mücadele etmeye dünden hazırdırlar.

Üç şampiyonluk kazanmış otomobil yarışçısı Jensen Ames (Jason Statham), vahşi koşulların hüküm sürdüğü bu dünyada hayatta kalmayı başarma konusunda bir uzman olup çıkmıştır. Eski bir dolandırıcı olan Ames, tam hayatını düzene koyduğunu düşündüğü bir anda işlemediği bir cinayet yüzünden hapse atılmıştır.

Öldürülmesi imkansız olarak kabul edilen mistik sürücü Frankenstein maskesini giymek zorunda bırakılan Ames’ın önüne, Cezaevi’nin despot yöneticisi (Joan Allen) tarafından iki seçenek konulur: Gladyatör oyununa katılırsa özgürlüğüne kavuşabilecek, katılmazsa hücreye kapatılıp orada çürümeye terk edilecektir.

Yüzü metalik bir maskeyle kapatılan Ames üç gün boyunca devam edecek son derece zorlu bir ölüm yarışında hayatta kalmaya çalışır. Bu sürede özgürlüğüne kavuşabilmek için dünyanın en acımasız mahkumlarına karşı ölümüne mücadele etmek zorundadır. Makineli tüfekler, alev makineleri ve el bombası mancınıklarıyla donatılmış bir otomobil kullanan bu çaresiz adam, dünyanın en vahşi sporunu kazanabilmek için önüne çıkan her engeli ve her kişiyi yok etmek zorundadır.






Hellboy 2: Altın Ordu Kahraman Geri Dönüyor


imdb puanı : 7.6/10spaTür : Aksiyon / Fantastik / Macera / Savaş
Yönetmen : Guillermo del Toro
Senaryo : Guillermo del Toro, Mike Mignola (Kitap)
Oyuncular : Luke Goss, Doug Jones, Thomas Kretschmann, John Hurt, Ron Perlman, Selma Blair, Jeffrey Tambor, James Dodd, John Alexander, Seth Mcfarlene, Anna Walton
Yapımcı : Lawrence Gordon, Lloyd Levin
Görüntü Yönetmeni : Guillermo Navarro
Müzik : Danny Elfman
Dağıtım : UIP Filmcilik
Süre : 2 saat, 00 dk.
Gösterim Tarihi : 26 Eylül 2008
Konusu:Mike Mignola tarafından yaratılan bir Dark Horse Comics çizgi roman karakteri olan Hellboy, ilk olarak 1993’te San Diego Comic-Con Comics'in 2. sayısında okurlarla buluşan bir cehennem çocuğudur.

Dark Horse Comics tarafından yayımlanan, macera ve korku kurgularının etkisi altında kalmış bir çizgi roman mini dizisinde yer almıştır. Bu dizi, Marvel Comics, DC Comics ya da Image Comics tarafından yayımlanmayan en başarılı çizgi roman dizisi olmuştur.

Bu çizgi romanın beyazperde macerası ise oldukça başarılı şekilde gerçekleşti. Söz konusu yönetmenin “Blade 2” ile kendini kanıtlamış olması da tanıştığımız anti-kahraman’a karşı duracağımız mesafeyi de oldukça kısaltıyordu.

İlk filmden öğrendiklerimizi gözden geçirirsek; Hellboy, henüz bir çocukken okültistler tarafından dünyaya getirilen bir iblistir. Müttefik güçlerce kurtarılır ve Birleşik Devletler Paranormal Araştırma ve Savunma Bürosunca (PASB) büyütülür. Büyüdükçe ortaya çıkan yeni fiziki görünümü tam bir iblis olduğunu gösterir. Aksi olsa da doğuştan sahip olduğu düşünülen kötü niyete sahip olmayan Cehennem Çocuğu PASB’deki diğer yaratıklarla birlikte çalışmaktadır. Dünyanın en iyi Paranormal Dedektifi ünvanı da cabasıdır.

Çizgi Romanda belirtildiği üzere 24 Aralık 1944’te, bir nazi timince dünyaya getirilen Hellboy, Ragnarok adlı proje ve başındaki Gregor Rasputin tarafından cehenneme açılan bir boyut kapısından adeta Amerikalı keşif birliğinde görevli Trevor Bruttenholm’un ellerinde adını ve kimliğini kazanır.

Rasputin’in kurduğu tuzakla, babasının ölümü sonrası olduğu ile olmak istediği kişi arasındaki seçimi yaparak, sağ elindeki cehhenemin anahtarını kullanma seçimini yapar.

Genel olarak ortalama bir film olarak görülen ilk film, çizgi roman üslubunu sonuna kadar kullanan absürtlükleriyle eğlendiren bir filmdi. İlk kez 2004 Mayıs’ında dillendirilen devam filmi düşüncesi da 2006 yılını işaret ediyordu.

2 yıl gecikmeli de olsa, bir üçlemeye dönüşmesi düşünülen serinin ikinci ayağı artık karşımızda. Filmi değerlendirmeden önce Yönetmen Guillermo Del Toro’nun açıklamasına dikkat etmekte fayda var. Bu tür kahramanlık filmlerinin ilk adımlarına mesafeli yaklaşan Del Toro, kahramanı tanıtmak için harcanan 70 dakikaya dem vurmadan edemiyor. İkinci filmde bu tarz zaman kaybı olmadığından daha serbest davranarak yaratıcığını sonuna kadar kullanmış gözüküyor.

Pan’ın Labirenti sonrası hayal gücü konusunda, yarattığı yaratıklar konusunda hayranlık uyandıran Guillermo Del Toro, daha filmin başında bu yeteneğini şova çevireceğini izlerini veriyor adeta.

Film henüz Hellboy’un bulunduğu tarihte çekilen resim ile açılıyor. İlk filme dair bir özete zaman ayırmayacağının da bir belirtisi bu aynı zamanda. Hemen ardından Hellboy’a babasının anlattığı efsaneyi kukla sahnesiyle mükemmelleştiriyor Del Toro. 2004’de Anders Rønnow Klarlund tarafından çekilen “Strings” (İpler) lezzetindeki sahneler eşliğinde filmin yol haritası da çizilmiş oluyor.

Filmde resmedilen Elf, Ogre ve Goblin karakterlerinin başarılı anlatımı da 2011’de Del Toro’nun yönetmenliğinde karşımıza gelecek Hobbit konusundaki şüpheleri bitirmekle kalmıyor, sağlam referanslarla beklentileri de yükseltmiş oluyor.

Mekanik ve yenilmesi mümkün olmayan Altın Ordu’nun yönetilmesini sağlayan taç, üç parçaya bölünüyor. Ordu da kimsenin bilmediği bir yere kapatılıyor. İnsanlardan rahatsız olan, bu rahatsızlığını da haklı sebeplere dayandıran Prens Nuada, insanlıkla girişeceği savaş için bu tacın peşine düşüyor. Bu yolda babası dahil ezmeyeceği kimse yok üstelik.

İlk filmde oluşturulan dokunun üzerine bu andan itibaren yerleşen yeni film, ilk filmden daha da fantastik bir yol çiziyor izleyicisine. Hellboy’un hallerine aşkına odaklanmak bir yana, ekibe katılan yeni karakter Dr. Klauss ile de komedi üslubunu korumayı başarıyor. Dr. Klauss’un ilk filmdeki Rasputin’i andırdığını da ayrıca belirtmek gerekiyor.

Prens Nuada ve ikizi Prenses Nuala ile inandırıcı bir efsane de yaratmış oluyor Del Toro. Kusursuz makyajlar ve başarılı atmosfer ile inandırıcılığı oya işler gibi işliyor tüm film boyunca. Zaten sırdan bir karakterin pek bulunmadığı bu fantastik dünya da gerçeğin ayak izlerini bulmak da pek olası değil.
Özellikle dikkat çeken Diş Perisi sahnesiyle ayakta alkışlanacak bir yaratıcılık mevcut. Temponun en çok yükseldiği ve keyif verdiği sahne de o zaten....
Animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin “Princess Mononokesi’nde gördüğümüz Bitki Tanrısı bu kez kanlı canlı mevcut. Prens Nuada’nın attığı bir tohumun dönüşümü sonrası Bitki Tanrısı ile Hellboy’un mücadelesi de ilk filmdeki gibi Cehennem Çocuğu’nun aklını bir hayli karıştırıyor. Belli ki filmin seriye dönüştüğünde sık sık tekrarlamaktan çekinmeyeceği bir durum bu. Hellboy’un ait dünyaya değil de, insanlara hizmet etmesi ve kendisi gibi olanları, düşman olması gereken insanlık için öldürmesi konusu Hellboy’un sık sık düştüğü ikilem olarak kalacak.

Bitki tanrısı ile Hellboy’un mücadelesine küçük bir tanığımızda mevcut. Kundaktaki bir bebekte Hellboy’ca korunuyor bu mücadelede. Bu sahne de akıllara John Woo’nun kült aksiyonu “Hard Boiled” akıllara geliyor.

Filmin en keyif veren sahnelerinden biri de, ilk filmde çok fazla tanımadığımız dışarıdan gördüğümüz ama bu kez daha iç içe olduğumuz karakter Abe’in de içine düştüğü aşk çıkmazı ile geliyor. Ortak kaderleri etrafında birleşen Abe ve Hellboy sevgililerini düşünerek birlikte “Sensiz Gülemiyorum” şarkısına eşlik ediyorlar.

Elbette öykünün finali eninde sonunda Altın Ordu’nun ortasında, Hellboy ve Prens Nuada arasında noktalanıyor. Ama Altın Ordu’nun bulunduğu yeri bulmak için yardım aldıkları karakter de bir hayli ilginç. Belden aşağısı olmayan karakter’in peşinde girilen geçitte hayli çekişmeli ve tatmin edici bir final yapıyor Cehennem Çocuğu.

İyi bir ilk filmden, ikincisinde ne beklenir sorusuna oldukça hoş yanıtlar veren Guillermo Del Toro, Pan’ın Labirenti sonrasında sinemaya yeni fantastik karakterler, yaratıklar eklemeye devam ederken, ilk filmin dokusunu aynen korumayı da ihmal etmiyor. Ana karakteri dolayısıyla aksiyon sahneleri bekleyen izleyiciyi pek memnun etmeyecek gibi ama ilk filmden memnun ayrılan izleyiciyi bol fantastik karakterli, bolca absürtlük ve tuhaflık arasında yine iyi bir film bekliyor… Darısı üçüncü filmin başına…



Hellboy 2: Altın Ordu Kahraman Geri Dönüyor


imdb puanı : 7.6/10spaTür : Aksiyon / Fantastik / Macera / Savaş
Yönetmen : Guillermo del Toro
Senaryo : Guillermo del Toro, Mike Mignola (Kitap)
Oyuncular : Luke Goss, Doug Jones, Thomas Kretschmann, John Hurt, Ron Perlman, Selma Blair, Jeffrey Tambor, James Dodd, John Alexander, Seth Mcfarlene, Anna Walton
Yapımcı : Lawrence Gordon, Lloyd Levin
Görüntü Yönetmeni : Guillermo Navarro
Müzik : Danny Elfman
Dağıtım : UIP Filmcilik
Süre : 2 saat, 00 dk.
Gösterim Tarihi : 26 Eylül 2008
Konusu:Mike Mignola tarafından yaratılan bir Dark Horse Comics çizgi roman karakteri olan Hellboy, ilk olarak 1993’te San Diego Comic-Con Comics'in 2. sayısında okurlarla buluşan bir cehennem çocuğudur.

Dark Horse Comics tarafından yayımlanan, macera ve korku kurgularının etkisi altında kalmış bir çizgi roman mini dizisinde yer almıştır. Bu dizi, Marvel Comics, DC Comics ya da Image Comics tarafından yayımlanmayan en başarılı çizgi roman dizisi olmuştur.

Bu çizgi romanın beyazperde macerası ise oldukça başarılı şekilde gerçekleşti. Söz konusu yönetmenin “Blade 2” ile kendini kanıtlamış olması da tanıştığımız anti-kahraman’a karşı duracağımız mesafeyi de oldukça kısaltıyordu.

İlk filmden öğrendiklerimizi gözden geçirirsek; Hellboy, henüz bir çocukken okültistler tarafından dünyaya getirilen bir iblistir. Müttefik güçlerce kurtarılır ve Birleşik Devletler Paranormal Araştırma ve Savunma Bürosunca (PASB) büyütülür. Büyüdükçe ortaya çıkan yeni fiziki görünümü tam bir iblis olduğunu gösterir. Aksi olsa da doğuştan sahip olduğu düşünülen kötü niyete sahip olmayan Cehennem Çocuğu PASB’deki diğer yaratıklarla birlikte çalışmaktadır. Dünyanın en iyi Paranormal Dedektifi ünvanı da cabasıdır.

Çizgi Romanda belirtildiği üzere 24 Aralık 1944’te, bir nazi timince dünyaya getirilen Hellboy, Ragnarok adlı proje ve başındaki Gregor Rasputin tarafından cehenneme açılan bir boyut kapısından adeta Amerikalı keşif birliğinde görevli Trevor Bruttenholm’un ellerinde adını ve kimliğini kazanır.

Rasputin’in kurduğu tuzakla, babasının ölümü sonrası olduğu ile olmak istediği kişi arasındaki seçimi yaparak, sağ elindeki cehhenemin anahtarını kullanma seçimini yapar.

Genel olarak ortalama bir film olarak görülen ilk film, çizgi roman üslubunu sonuna kadar kullanan absürtlükleriyle eğlendiren bir filmdi. İlk kez 2004 Mayıs’ında dillendirilen devam filmi düşüncesi da 2006 yılını işaret ediyordu.

2 yıl gecikmeli de olsa, bir üçlemeye dönüşmesi düşünülen serinin ikinci ayağı artık karşımızda. Filmi değerlendirmeden önce Yönetmen Guillermo Del Toro’nun açıklamasına dikkat etmekte fayda var. Bu tür kahramanlık filmlerinin ilk adımlarına mesafeli yaklaşan Del Toro, kahramanı tanıtmak için harcanan 70 dakikaya dem vurmadan edemiyor. İkinci filmde bu tarz zaman kaybı olmadığından daha serbest davranarak yaratıcığını sonuna kadar kullanmış gözüküyor.

Pan’ın Labirenti sonrası hayal gücü konusunda, yarattığı yaratıklar konusunda hayranlık uyandıran Guillermo Del Toro, daha filmin başında bu yeteneğini şova çevireceğini izlerini veriyor adeta.

Film henüz Hellboy’un bulunduğu tarihte çekilen resim ile açılıyor. İlk filme dair bir özete zaman ayırmayacağının da bir belirtisi bu aynı zamanda. Hemen ardından Hellboy’a babasının anlattığı efsaneyi kukla sahnesiyle mükemmelleştiriyor Del Toro. 2004’de Anders Rønnow Klarlund tarafından çekilen “Strings” (İpler) lezzetindeki sahneler eşliğinde filmin yol haritası da çizilmiş oluyor.

Filmde resmedilen Elf, Ogre ve Goblin karakterlerinin başarılı anlatımı da 2011’de Del Toro’nun yönetmenliğinde karşımıza gelecek Hobbit konusundaki şüpheleri bitirmekle kalmıyor, sağlam referanslarla beklentileri de yükseltmiş oluyor.

Mekanik ve yenilmesi mümkün olmayan Altın Ordu’nun yönetilmesini sağlayan taç, üç parçaya bölünüyor. Ordu da kimsenin bilmediği bir yere kapatılıyor. İnsanlardan rahatsız olan, bu rahatsızlığını da haklı sebeplere dayandıran Prens Nuada, insanlıkla girişeceği savaş için bu tacın peşine düşüyor. Bu yolda babası dahil ezmeyeceği kimse yok üstelik.

İlk filmde oluşturulan dokunun üzerine bu andan itibaren yerleşen yeni film, ilk filmden daha da fantastik bir yol çiziyor izleyicisine. Hellboy’un hallerine aşkına odaklanmak bir yana, ekibe katılan yeni karakter Dr. Klauss ile de komedi üslubunu korumayı başarıyor. Dr. Klauss’un ilk filmdeki Rasputin’i andırdığını da ayrıca belirtmek gerekiyor.

Prens Nuada ve ikizi Prenses Nuala ile inandırıcı bir efsane de yaratmış oluyor Del Toro. Kusursuz makyajlar ve başarılı atmosfer ile inandırıcılığı oya işler gibi işliyor tüm film boyunca. Zaten sırdan bir karakterin pek bulunmadığı bu fantastik dünya da gerçeğin ayak izlerini bulmak da pek olası değil.
Özellikle dikkat çeken Diş Perisi sahnesiyle ayakta alkışlanacak bir yaratıcılık mevcut. Temponun en çok yükseldiği ve keyif verdiği sahne de o zaten....
Animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin “Princess Mononokesi’nde gördüğümüz Bitki Tanrısı bu kez kanlı canlı mevcut. Prens Nuada’nın attığı bir tohumun dönüşümü sonrası Bitki Tanrısı ile Hellboy’un mücadelesi de ilk filmdeki gibi Cehennem Çocuğu’nun aklını bir hayli karıştırıyor. Belli ki filmin seriye dönüştüğünde sık sık tekrarlamaktan çekinmeyeceği bir durum bu. Hellboy’un ait dünyaya değil de, insanlara hizmet etmesi ve kendisi gibi olanları, düşman olması gereken insanlık için öldürmesi konusu Hellboy’un sık sık düştüğü ikilem olarak kalacak.

Bitki tanrısı ile Hellboy’un mücadelesine küçük bir tanığımızda mevcut. Kundaktaki bir bebekte Hellboy’ca korunuyor bu mücadelede. Bu sahne de akıllara John Woo’nun kült aksiyonu “Hard Boiled” akıllara geliyor.

Filmin en keyif veren sahnelerinden biri de, ilk filmde çok fazla tanımadığımız dışarıdan gördüğümüz ama bu kez daha iç içe olduğumuz karakter Abe’in de içine düştüğü aşk çıkmazı ile geliyor. Ortak kaderleri etrafında birleşen Abe ve Hellboy sevgililerini düşünerek birlikte “Sensiz Gülemiyorum” şarkısına eşlik ediyorlar.

Elbette öykünün finali eninde sonunda Altın Ordu’nun ortasında, Hellboy ve Prens Nuada arasında noktalanıyor. Ama Altın Ordu’nun bulunduğu yeri bulmak için yardım aldıkları karakter de bir hayli ilginç. Belden aşağısı olmayan karakter’in peşinde girilen geçitte hayli çekişmeli ve tatmin edici bir final yapıyor Cehennem Çocuğu.

İyi bir ilk filmden, ikincisinde ne beklenir sorusuna oldukça hoş yanıtlar veren Guillermo Del Toro, Pan’ın Labirenti sonrasında sinemaya yeni fantastik karakterler, yaratıklar eklemeye devam ederken, ilk filmin dokusunu aynen korumayı da ihmal etmiyor. Ana karakteri dolayısıyla aksiyon sahneleri bekleyen izleyiciyi pek memnun etmeyecek gibi ama ilk filmden memnun ayrılan izleyiciyi bol fantastik karakterli, bolca absürtlük ve tuhaflık arasında yine iyi bir film bekliyor… Darısı üçüncü filmin başına…



20 Ekim 2008 Pazartesi

Tehlikeli Çiçekler - Chai Lai


Yapım :2006, Tayland

Tür :Aksiyon / Komedi

Yönetmen :Poj Arnon

Oyuncular :Bongkoj Khongmalai, Supakson Chaimongkol, Salani Chachacha, Kessarin Ektawatkul, Bunyawan Pongsuwan, Jintara Poonlap, Krit Sripoomseth

Süre :1 saat, 37 dk.


Konusu:Beş gizli ajan, hepsinde kendine özel yetenekle, Thailan’a gelen uluslararası teroristlerle savaşmak zorundalar. Hepsi tüm mevcut kaynakları kullanmak zorundalar. Bu görev hayatlarının en büyük deneyimi olacaktır.













Tehlikeli Çiçekler - Chai Lai


Yapım :2006, Tayland

Tür :Aksiyon / Komedi

Yönetmen :Poj Arnon

Oyuncular :Bongkoj Khongmalai, Supakson Chaimongkol, Salani Chachacha, Kessarin Ektawatkul, Bunyawan Pongsuwan, Jintara Poonlap, Krit Sripoomseth

Süre :1 saat, 37 dk.


Konusu:Beş gizli ajan, hepsinde kendine özel yetenekle, Thailan’a gelen uluslararası teroristlerle savaşmak zorundalar. Hepsi tüm mevcut kaynakları kullanmak zorundalar. Bu görev hayatlarının en büyük deneyimi olacaktır.













17 Ekim 2008 Cuma

Yaşamak için Öldür



Yapım : 2007, ABD
Tür : Aksiyon / Gerilim
Yönetmen : Scott Wiper
Oyuncular : Steve Austin, Vinnie Jones, Rick Hoffman, Robert Mammone, Tory Mussett, Christopher Baker, Madeleine West, Sam Healy, Luke Pegler
Görüntü Yönetmeni : Ross Emery
Müzik : Graeme Revell
Süre : 1 saat, 53 dk.
Gösterim Tarihi : 25 Mart 2007

Konusu:Joe Condrad ölüm cezasının gelmesini bekleyen bir mahkumdur. Ancak bilmediği oldukça zengin bir televizyon yapımcısı tarafından izlendiğidir. Ve bu yapımcı onu ölümcül bir oyunun içine sokacaktır.

Conrad ölümü beklerken bir anda kendini dokuz mahkum ile yarışacağı bir adada bulur. Her biri birbirini yok etmeye çalışan mahkumların kazanacağı ödül ise özgürlüktür.

Yaşamak için Öldür



Yapım : 2007, ABD
Tür : Aksiyon / Gerilim
Yönetmen : Scott Wiper
Oyuncular : Steve Austin, Vinnie Jones, Rick Hoffman, Robert Mammone, Tory Mussett, Christopher Baker, Madeleine West, Sam Healy, Luke Pegler
Görüntü Yönetmeni : Ross Emery
Müzik : Graeme Revell
Süre : 1 saat, 53 dk.
Gösterim Tarihi : 25 Mart 2007

Konusu:Joe Condrad ölüm cezasının gelmesini bekleyen bir mahkumdur. Ancak bilmediği oldukça zengin bir televizyon yapımcısı tarafından izlendiğidir. Ve bu yapımcı onu ölümcül bir oyunun içine sokacaktır.

Conrad ölümü beklerken bir anda kendini dokuz mahkum ile yarışacağı bir adada bulur. Her biri birbirini yok etmeye çalışan mahkumların kazanacağı ödül ise özgürlüktür.

Şantaj


Yönetmen : Marcel Langenegger
Senaryo :Mark Bomback
Oyuncular :Hugh Jackman, Ewan McGregor, Michelle Williams, Lisa Gay Hamilton, Maggie
Filmin Türü : Drama, Gerilim
Orijinal Adı : Deception
Yapımcı Firma :Seed Productions
Yapım Yılı :2008
Yapım Ülkesi:ABD
Orijinal Dili:İngilizce
Filmin Süresi:108 dakika
Resmi Sitesi : http://www.deception-movie.com..
Dağıtıcı Firma :Warner Bros
Konusu:Günde on sekiz saat çalışan güçlü borsa simsarlarının kişisel hayatları çok kısıtlıdır. Onlar için “Liste” adında bir tür seks kulübü vardır ve cep telefonundan arayıp, dört kelime söylemeleri cinsel açıdan doyurucu bir gecenin başlangıcı olabilmektedir. Borsa simsarlarından Jonathan’ın, son derece çekici ve gizemli bir kadınla girdiği ilişki, onu hayal bile edemeyeceği bir ihanet ve cinayet dünyasının içine sokar

Şantaj


Yönetmen : Marcel Langenegger
Senaryo :Mark Bomback
Oyuncular :Hugh Jackman, Ewan McGregor, Michelle Williams, Lisa Gay Hamilton, Maggie
Filmin Türü : Drama, Gerilim
Orijinal Adı : Deception
Yapımcı Firma :Seed Productions
Yapım Yılı :2008
Yapım Ülkesi:ABD
Orijinal Dili:İngilizce
Filmin Süresi:108 dakika
Resmi Sitesi : http://www.deception-movie.com..
Dağıtıcı Firma :Warner Bros
Konusu:Günde on sekiz saat çalışan güçlü borsa simsarlarının kişisel hayatları çok kısıtlıdır. Onlar için “Liste” adında bir tür seks kulübü vardır ve cep telefonundan arayıp, dört kelime söylemeleri cinsel açıdan doyurucu bir gecenin başlangıcı olabilmektedir. Borsa simsarlarından Jonathan’ın, son derece çekici ve gizemli bir kadınla girdiği ilişki, onu hayal bile edemeyeceği bir ihanet ve cinayet dünyasının içine sokar

16 Ekim 2008 Perşembe

Kartal Göz

Not:Arkadaslar filmimizin alt yazısında bazı çeviri hataları var bunu bilerek seyreder ve anlayışla karsılarsanız sevinirim...

Tür: Aksiyon-Dram-Gerilim

Yapım: 2008,Abd

Süre: 1 Saat 58 Dakika

Gösterim Tarihi: 3 Ekim 2008

(Kartal göz film izle,bedava onlayn kartal gözü,eagle eye filmi,film seyret,ücretsiz kartal göz filmi seyret,online izle,macera filmleri,aksiyon filmleri,dram filmleri,yeni filmler izle,vizyondakiler,sinemalar,sinema izle)

Konusu:Michelle Monaghan filmde, teröristler tarafından kapana kıstırılıp, suikast düzenlemeye hazırlanan bir terör hücresine katılmaya zorlanınca Shia LaBeouf’un oynadığı karakter ile isteksizce ittifak yapmak zorunda kalan bir bekâr anneyi canlandırıyor.






Kartal Göz

Not:Arkadaslar filmimizin alt yazısında bazı çeviri hataları var bunu bilerek seyreder ve anlayışla karsılarsanız sevinirim...

Tür: Aksiyon-Dram-Gerilim

Yapım: 2008,Abd

Süre: 1 Saat 58 Dakika

Gösterim Tarihi: 3 Ekim 2008

(Kartal göz film izle,bedava onlayn kartal gözü,eagle eye filmi,film seyret,ücretsiz kartal göz filmi seyret,online izle,macera filmleri,aksiyon filmleri,dram filmleri,yeni filmler izle,vizyondakiler,sinemalar,sinema izle)

Konusu:Michelle Monaghan filmde, teröristler tarafından kapana kıstırılıp, suikast düzenlemeye hazırlanan bir terör hücresine katılmaya zorlanınca Shia LaBeouf’un oynadığı karakter ile isteksizce ittifak yapmak zorunda kalan bir bekâr anneyi canlandırıyor.






14 Ekim 2008 Salı

The Vanguard


Tür : Korku / Aksiyon


Gösterim Tarihi : 10 Ekim 2008


Yönetmen : Matthew Hope


Senaryo : Matthew Hope


Görüntü Yönetmeni : John Toll


Müzik : Theodore Shapiro


Yapım : 2008, UK , 107 dk.



Konusu: Yıl 2015.Dünya karmaşa içinde.Son bilinen enerji kaynağı da dünya savaşında yok edildi.Nüfus aşırı büyüdü, gıda ve sukıtlığı başladı. Anarşi yeniden doğdu ve insanlık karanlık çağa tekrar girdi.Karmaşa zamanında, bir şirket tümdünya hükümetlerden güçlü hale geldi.Tüm bu operasyonlar Red Zone adındakibir şehir tarafından desteklendi. Şirkt nüfus azaltmak için vahşice davrandı.Bu iğrenç görevde yer alan bilim adamları isyan etti.İnsanları yavaşça öldüren ilaçlar……yerine bilim adamları değişik yöntemler uygulamaya başladı.Bu karanlığın içinde insan nüfusundan fazla nüfusa sahip yeni türler evrimleşti.Sayıca az kalan birkaç tanesi ise Vahşi doğaya karşı kaybetti.Onlara Biosyn’lar dendi.



Filmi izlemek için Tıklayın>>>

The Vanguard


Tür : Korku / Aksiyon


Gösterim Tarihi : 10 Ekim 2008


Yönetmen : Matthew Hope


Senaryo : Matthew Hope


Görüntü Yönetmeni : John Toll


Müzik : Theodore Shapiro


Yapım : 2008, UK , 107 dk.



Konusu: Yıl 2015.Dünya karmaşa içinde.Son bilinen enerji kaynağı da dünya savaşında yok edildi.Nüfus aşırı büyüdü, gıda ve sukıtlığı başladı. Anarşi yeniden doğdu ve insanlık karanlık çağa tekrar girdi.Karmaşa zamanında, bir şirket tümdünya hükümetlerden güçlü hale geldi.Tüm bu operasyonlar Red Zone adındakibir şehir tarafından desteklendi. Şirkt nüfus azaltmak için vahşice davrandı.Bu iğrenç görevde yer alan bilim adamları isyan etti.İnsanları yavaşça öldüren ilaçlar……yerine bilim adamları değişik yöntemler uygulamaya başladı.Bu karanlığın içinde insan nüfusundan fazla nüfusa sahip yeni türler evrimleşti.Sayıca az kalan birkaç tanesi ise Vahşi doğaya karşı kaybetti.Onlara Biosyn’lar dendi.



Filmi izlemek için Tıklayın>>>

12 Ekim 2008 Pazar

Cannibal Holocaust



Yapım :1981, İtalya



Tür :Korku / Macera


Yönetmen :Umberto Lenzi


Senaryo :Umberto Lenzi, Umberto Lenzi (Kitap)


Oyuncular :Robert Kerman, Giovanni Lombardo Radice, Lorraine De Selle, Danilo Mattei, Zora Kerova, Walter Lucchini, Fiamma Maglione, John Bartha, Venantino Venantini


Yapımcı :Mino Loy, Luciano Martino


Görüntü Yönetmeni :Giovanni Bergamini


Müzik :Fiamma Maglione, Roberto Donati


Süre :1 saat, 33 dk.


Gösterim Tarihi :15 Kasım 1983



Konusu: 60 ulkede yasaklanmis eski bir film. cok gercekci bir film. film yamyamlari anlatiyor.

Ruggero Deodato'nun neredeyse 60 ülkede yasaklanarak bu alandaki rekoru elinde bulunduran ünlü İtalyan korku filmi Cannibal Holocaust, Amazon ormanlarında yamyamlar hakkında belgesel yapmak isteyen bir grup macera tutkunu gencin kaybolması üzerine tanınmış bir antropoloğun olayı yerinde araştırmaya gitmesini konu alıyor.

Film, daha sonra olmadık zamanlarda bol bol çalacak sinir bozucu tema müziğiyle Amazon üzerinde uçarken başlıyor. Yere indikten sonra hemen farkettiğimiz İtalyan filmlerindeki kötü İngilizce dublaj ve 70'lerin İtalyan Korku Sinemasında sıklıkla görülen kötü oyunculuk oluyor. Neyse bunları hemen geçelim. Filmin ilk yarısı profesörün kayıpları aramasını ikinci yarısı ise çoğunlukla orada olan biteni, ele geçirilen video görüntülerinden izlemekle geçiyor.

Aslında bu video olayı iyi bir fikir. Görüntülerde yaşanan bozulmalar, zamandaki atlamalar, belgeselcilerin gitgide sapıtması iyi düşünülmüş. Ama burada duygusal açıdan izlediklerimizin etkileyici olması için o kişilere sempati duymamız lazım ama ne mümkün, o kadar kötü gösterilmişler ki hiçbir şekilde onlar hakkında üzülmemize imkan yok hatta bir yerden sonra ölmelerini bile isteyebiliriz. Keza yerliler de çoğu sahnede yaşamayı haketmeyen vahşiler olarak gösteriliyor. Geleneklerine hakaret edildiği için çıldıran yerliler sanırım çok daha mantıklı olurdu. Ama filmin mantıklı bir yanı yok zaten. Belgesel çekmeye giden insanların bu kadar fütursuz bu kadar aptal olmaları, babasının malı gibi ormanın ortasında her türlü zulmü yapabilecek cesarette hareket etmeleri, iki adım ötesinde 5e ayrılan arkadaşlarını kameraya çekebilmeleri tamamiyle filmin amacının vahşet ve iğrençlik gösterisi olduğunu kanıtlar gibi. Yönetmenin filmin sonuna niye o cümleyi sakladığını anlamadım. Eğer gerçekten niyeti bu kadar saf ve amacı bir şeyler anlatmaksa, ne kadar çarpıcı olursam o kadar iyi anlaşılır mantığıyla olan biteni sunması çok yanlış. Normal bir insanın aklında vahşetten başka bir şey kalacağını sanmıyorum.

Bu filmin en çok tartışılan yönüde hayvanlara yapılan zülum olsa gerek. Filmlerine hayvan öldürme sahneleri koyan yönetmenlere itirazım hiçbir zaman olan biteni çekene değil. O zaten gereksiz ve hesaplıysa anlaşılır. Ama masum bir hayvanı hiçbir neden olmadan film icabı öldürmek benim katlanabileceğim bir şey değil. Bunun için özel görüntü ve ses efektleri var. Kaldı ki filmde insanların katledildiği sahnelerde o kadar iyi efektler kullanılmış ki yönetmen bununla ilgili mahkemeye çıkıp gerçek insan öldürülmediğine dair ifade vermek zorunda kalmış. Kazığa oturtma ve penis kesme sahnelerinde benim gibi durdurup nasıl yapmışlar bunu diye düşünen çok olmuştur eminim.
Çocukluğunda bugüne nazaran çok daha özensiz-düzensiz Kurban Bayramlarını yaşamış, kesik kellelerle, akan kanlarla bol bol oynamış biri olarak filmdeki kaplumbağa, maymun ve domuz katliamından pek etkilendiğimi söyleyemem Belli bir yaşın üzerindeki Türk izleyicilerinde bunlardan çok etkileneceğini zannetmiyorum. Sonuçta kötü veya iyi köklerde bir kan akıtma geleneği var. Steril yaşamlarında öncesini bilmeden cicili bicili vücut ürünleri kullanan gelişmiş batılı toplumlarda daha büyük şok yaratması muhtemel. Ancak burada düşündükçe ürperten, ayrıntılarını yazmak istemediğim fareli bir sahne var ki kesinlikle çarpıcı olma manyaklığından da öte sadistçe, sapıkça bir zevk tatmini bence. Başka bir olasılık gelmiyor aklıma. Zira bu kadar aptalca bir öldürme usulü olmaz.

Tüm bu hayvan katliamı, oldukça gerçekçi insan öldürme sahneleri, şok eden dini ritüeller ve geleneklerin (Tükürükle mayalanan içkiyi içmek, yeni doğan bebeği gömmek vb.) olduğu sahneler ister istemez ekran karşısına izleyiciyi kilitliyor. Beraberinde doğal ortamın sağladığı iyi bir atmosferi ve tedirginlik hissi var. Ben filmin affedilemez yönlerine rağmen yarattığı bu atmosferi beğendim. Diğer çok tepki çeken filmlere (Faces of Death, Guinea Pig vb.) nazaran daha olumlu yorumlar almasını da buna bağlıyorum. Zaten bence elle tutulur başka bir yönü de yok..



Filmi izlemek için Tıklayın>>>

Cannibal Holocaust



Yapım :1981, İtalya



Tür :Korku / Macera


Yönetmen :Umberto Lenzi


Senaryo :Umberto Lenzi, Umberto Lenzi (Kitap)


Oyuncular :Robert Kerman, Giovanni Lombardo Radice, Lorraine De Selle, Danilo Mattei, Zora Kerova, Walter Lucchini, Fiamma Maglione, John Bartha, Venantino Venantini


Yapımcı :Mino Loy, Luciano Martino


Görüntü Yönetmeni :Giovanni Bergamini


Müzik :Fiamma Maglione, Roberto Donati


Süre :1 saat, 33 dk.


Gösterim Tarihi :15 Kasım 1983



Konusu: 60 ulkede yasaklanmis eski bir film. cok gercekci bir film. film yamyamlari anlatiyor.

Ruggero Deodato'nun neredeyse 60 ülkede yasaklanarak bu alandaki rekoru elinde bulunduran ünlü İtalyan korku filmi Cannibal Holocaust, Amazon ormanlarında yamyamlar hakkında belgesel yapmak isteyen bir grup macera tutkunu gencin kaybolması üzerine tanınmış bir antropoloğun olayı yerinde araştırmaya gitmesini konu alıyor.

Film, daha sonra olmadık zamanlarda bol bol çalacak sinir bozucu tema müziğiyle Amazon üzerinde uçarken başlıyor. Yere indikten sonra hemen farkettiğimiz İtalyan filmlerindeki kötü İngilizce dublaj ve 70'lerin İtalyan Korku Sinemasında sıklıkla görülen kötü oyunculuk oluyor. Neyse bunları hemen geçelim. Filmin ilk yarısı profesörün kayıpları aramasını ikinci yarısı ise çoğunlukla orada olan biteni, ele geçirilen video görüntülerinden izlemekle geçiyor.

Aslında bu video olayı iyi bir fikir. Görüntülerde yaşanan bozulmalar, zamandaki atlamalar, belgeselcilerin gitgide sapıtması iyi düşünülmüş. Ama burada duygusal açıdan izlediklerimizin etkileyici olması için o kişilere sempati duymamız lazım ama ne mümkün, o kadar kötü gösterilmişler ki hiçbir şekilde onlar hakkında üzülmemize imkan yok hatta bir yerden sonra ölmelerini bile isteyebiliriz. Keza yerliler de çoğu sahnede yaşamayı haketmeyen vahşiler olarak gösteriliyor. Geleneklerine hakaret edildiği için çıldıran yerliler sanırım çok daha mantıklı olurdu. Ama filmin mantıklı bir yanı yok zaten. Belgesel çekmeye giden insanların bu kadar fütursuz bu kadar aptal olmaları, babasının malı gibi ormanın ortasında her türlü zulmü yapabilecek cesarette hareket etmeleri, iki adım ötesinde 5e ayrılan arkadaşlarını kameraya çekebilmeleri tamamiyle filmin amacının vahşet ve iğrençlik gösterisi olduğunu kanıtlar gibi. Yönetmenin filmin sonuna niye o cümleyi sakladığını anlamadım. Eğer gerçekten niyeti bu kadar saf ve amacı bir şeyler anlatmaksa, ne kadar çarpıcı olursam o kadar iyi anlaşılır mantığıyla olan biteni sunması çok yanlış. Normal bir insanın aklında vahşetten başka bir şey kalacağını sanmıyorum.

Bu filmin en çok tartışılan yönüde hayvanlara yapılan zülum olsa gerek. Filmlerine hayvan öldürme sahneleri koyan yönetmenlere itirazım hiçbir zaman olan biteni çekene değil. O zaten gereksiz ve hesaplıysa anlaşılır. Ama masum bir hayvanı hiçbir neden olmadan film icabı öldürmek benim katlanabileceğim bir şey değil. Bunun için özel görüntü ve ses efektleri var. Kaldı ki filmde insanların katledildiği sahnelerde o kadar iyi efektler kullanılmış ki yönetmen bununla ilgili mahkemeye çıkıp gerçek insan öldürülmediğine dair ifade vermek zorunda kalmış. Kazığa oturtma ve penis kesme sahnelerinde benim gibi durdurup nasıl yapmışlar bunu diye düşünen çok olmuştur eminim.
Çocukluğunda bugüne nazaran çok daha özensiz-düzensiz Kurban Bayramlarını yaşamış, kesik kellelerle, akan kanlarla bol bol oynamış biri olarak filmdeki kaplumbağa, maymun ve domuz katliamından pek etkilendiğimi söyleyemem Belli bir yaşın üzerindeki Türk izleyicilerinde bunlardan çok etkileneceğini zannetmiyorum. Sonuçta kötü veya iyi köklerde bir kan akıtma geleneği var. Steril yaşamlarında öncesini bilmeden cicili bicili vücut ürünleri kullanan gelişmiş batılı toplumlarda daha büyük şok yaratması muhtemel. Ancak burada düşündükçe ürperten, ayrıntılarını yazmak istemediğim fareli bir sahne var ki kesinlikle çarpıcı olma manyaklığından da öte sadistçe, sapıkça bir zevk tatmini bence. Başka bir olasılık gelmiyor aklıma. Zira bu kadar aptalca bir öldürme usulü olmaz.

Tüm bu hayvan katliamı, oldukça gerçekçi insan öldürme sahneleri, şok eden dini ritüeller ve geleneklerin (Tükürükle mayalanan içkiyi içmek, yeni doğan bebeği gömmek vb.) olduğu sahneler ister istemez ekran karşısına izleyiciyi kilitliyor. Beraberinde doğal ortamın sağladığı iyi bir atmosferi ve tedirginlik hissi var. Ben filmin affedilemez yönlerine rağmen yarattığı bu atmosferi beğendim. Diğer çok tepki çeken filmlere (Faces of Death, Guinea Pig vb.) nazaran daha olumlu yorumlar almasını da buna bağlıyorum. Zaten bence elle tutulur başka bir yönü de yok..



Filmi izlemek için Tıklayın>>>

11 Ekim 2008 Cumartesi

Komando Dadı


Filmin Türü:Komedi, Aksiyon


Orijinal Adı:The Pacifier


Yapımcı Firma:Walt Disney Pictures [us]


Yapım Yılı:2005


Yapım Ülkesi:Kanada / ABD


Orijinal Dili:İngilizce


Filmin Süresi:119 dakika



Konusu:Shane Wolfe adındaki S.E.A.L. komandosuna (Vin Diesel) yeni bir görev verilir. Anneleri hükümet adına gizli bir projede çalışan beş çocuğun güvenliği için çocuk bakıcısı olacaktır.

Gerilla savaşı ve sabotajlar için özel eğitim alan Shane Wolfe için bu iş başlangıçta çok kolay bir görev gibi görünür. Psikolojik savaş eğitimi almış olan, dünyanın en gelişmiş silah teknolojisini kullanabilen Shane Wolfe, bir türlü başa çıkamadığı-kontrol edemediği beş çocuğa bakmanın, dünyanın en gelişmiş ordularına ve terör örgütlerine karşı savaşmaktan çok daha zor olduğunu çok kısa bir sürede anlayacaktır.

Bir yandan çocukların burnunun bile kanamamasını , bir yandan da evin günlük sıradan işleyişini/ düzenini sağlamak zorundadır. Üstelik ev ortamındaki rakipleri yenir yutulur cinsten değildir. Ergenlik çağındaki asi ruhlu genç kız Zoe´nun (Brittany Snow) başını çektiği çocukların hepsi birbirinden çetin cevizdir. Komando Dadı´nın gözden kaçırmaması gereken diğer ev sakinleri şunlardır: 14 yaşındaki asık yüzlü, kasvetli ve melankolik Seth (Max Thieriot) , 8 yaşındaki Ninja hayranı Lulu (Morgan York) , 3 yaşındaki Peter ile bir kundak bebeği …
Komando eğitimi almış olan Shane için düşman hatlarına gizlice sızmak, hedefleri imha etmek gibi görevler çok doğaldır. Bunların hepsini neredeyse gözü kapalı şekilde yapmaya alışkındır. Ancak kesintisiz olarak başına bela açan beş çocukla nasıl başa çıkabileceği , bebek bezinin nasıl değiştirileceği gibi konularda hiçbir fikri yoktur. Bunların hepsinin cesaret isteyen işler olduğunu öğrenir.
Shane Wolfe´un farkına vardığı bir başka gerçek daha vardır. O artık bir ailenin parçasıdır ve ailenin tüm bireylerini bir arada tutmak zorundadır. Hayatının en önemli göreviyle yüz yüze geldiğinin bilincine varınca yeni görevine tüm benliğiyle sahip çıkmaktan başka seçeneği kalmaz.
Yorumlar:Vın Dıesel'in içinde olduğu hangi film güzel olmaz?Ben onu derin karanlık, riddick günlükleri gibi macera filmlerinden tanıdım ama bu komedi filmininde hakkını vermiş doğrusu...
izlemeye bile değer bulmuyorum bu tür filmler Hulk Hogan'la başladı ve ömrünü tüketti.tabi 8-12 yaş için eminim dehşettir





Filmi izlemek için Tıklayın>>>

Komando Dadı


Filmin Türü:Komedi, Aksiyon


Orijinal Adı:The Pacifier


Yapımcı Firma:Walt Disney Pictures [us]


Yapım Yılı:2005


Yapım Ülkesi:Kanada / ABD


Orijinal Dili:İngilizce


Filmin Süresi:119 dakika



Konusu:Shane Wolfe adındaki S.E.A.L. komandosuna (Vin Diesel) yeni bir görev verilir. Anneleri hükümet adına gizli bir projede çalışan beş çocuğun güvenliği için çocuk bakıcısı olacaktır.

Gerilla savaşı ve sabotajlar için özel eğitim alan Shane Wolfe için bu iş başlangıçta çok kolay bir görev gibi görünür. Psikolojik savaş eğitimi almış olan, dünyanın en gelişmiş silah teknolojisini kullanabilen Shane Wolfe, bir türlü başa çıkamadığı-kontrol edemediği beş çocuğa bakmanın, dünyanın en gelişmiş ordularına ve terör örgütlerine karşı savaşmaktan çok daha zor olduğunu çok kısa bir sürede anlayacaktır.

Bir yandan çocukların burnunun bile kanamamasını , bir yandan da evin günlük sıradan işleyişini/ düzenini sağlamak zorundadır. Üstelik ev ortamındaki rakipleri yenir yutulur cinsten değildir. Ergenlik çağındaki asi ruhlu genç kız Zoe´nun (Brittany Snow) başını çektiği çocukların hepsi birbirinden çetin cevizdir. Komando Dadı´nın gözden kaçırmaması gereken diğer ev sakinleri şunlardır: 14 yaşındaki asık yüzlü, kasvetli ve melankolik Seth (Max Thieriot) , 8 yaşındaki Ninja hayranı Lulu (Morgan York) , 3 yaşındaki Peter ile bir kundak bebeği …
Komando eğitimi almış olan Shane için düşman hatlarına gizlice sızmak, hedefleri imha etmek gibi görevler çok doğaldır. Bunların hepsini neredeyse gözü kapalı şekilde yapmaya alışkındır. Ancak kesintisiz olarak başına bela açan beş çocukla nasıl başa çıkabileceği , bebek bezinin nasıl değiştirileceği gibi konularda hiçbir fikri yoktur. Bunların hepsinin cesaret isteyen işler olduğunu öğrenir.
Shane Wolfe´un farkına vardığı bir başka gerçek daha vardır. O artık bir ailenin parçasıdır ve ailenin tüm bireylerini bir arada tutmak zorundadır. Hayatının en önemli göreviyle yüz yüze geldiğinin bilincine varınca yeni görevine tüm benliğiyle sahip çıkmaktan başka seçeneği kalmaz.
Yorumlar:Vın Dıesel'in içinde olduğu hangi film güzel olmaz?Ben onu derin karanlık, riddick günlükleri gibi macera filmlerinden tanıdım ama bu komedi filmininde hakkını vermiş doğrusu...
izlemeye bile değer bulmuyorum bu tür filmler Hulk Hogan'la başladı ve ömrünü tüketti.tabi 8-12 yaş için eminim dehşettir





Filmi izlemek için Tıklayın>>>

3 Ekim 2008 Cuma

Hepsini Vur Filmi izle

Tür:Aksiyon-Komedi-Macera

Yapım:2007,Abd


Süre: 1 Saat,50 Dakika


Konusu:Clive Owen, dünyanın en sinirli ve
sert mizaçlı adamıyken kendisini dünyadaki en masum şeyi yani yeni doğmuş bir
bebeği korumakla yükümlü bulan Bay Smith’i canlandırıyor. Smith ateşli bir
çatışmanın ortasında, bebeği doğurtur. Kısa süre sonra anlar ki kimliği
bilinmeyen bir güç bu bebeğe ilişkin tüm izleri silmek üzere, Hertz denen
birinin liderliğindeki gizemli ve sonu gelmeyen bir tetikçiler ekibi
göndermiştir....




1.Bölüm



2.Bölüm

Hepsini Vur Filmi izle

Tür:Aksiyon-Komedi-Macera

Yapım:2007,Abd


Süre: 1 Saat,50 Dakika


Konusu:Clive Owen, dünyanın en sinirli ve
sert mizaçlı adamıyken kendisini dünyadaki en masum şeyi yani yeni doğmuş bir
bebeği korumakla yükümlü bulan Bay Smith’i canlandırıyor. Smith ateşli bir
çatışmanın ortasında, bebeği doğurtur. Kısa süre sonra anlar ki kimliği
bilinmeyen bir güç bu bebeğe ilişkin tüm izleri silmek üzere, Hertz denen
birinin liderliğindeki gizemli ve sonu gelmeyen bir tetikçiler ekibi
göndermiştir....




1.Bölüm



2.Bölüm